ZORBALIK
ZORBALIK
ÇOCUKLARIMIZI KORUMAK
İÇİN GEÇ KALMAYALIM
Son yıllarda sıkça duyduğumuz akran zorbalığı, artık sadece okul bahçelerinde,sokaklarda mahallelerde yaşanan basit bir sorun olmaktan çıkmış; çocuklarımızı ve ailelerimizi derinden tedirgin eden toplumsal bir yara haline gelmiştir.
Güncel veriler bu durumun boyutunu net biçimde ortaya koyuyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 verilerine göre, 6-17 yaş grubundaki çocukların yaklaşık %13,8’i ayda en az birkaç kez akran zorbalığına maruz kalıyor. Bu oran kız çocuklarında %14,2, erkek çocuklarda ise %13,4 seviyesinde. Yani neredeyse her 7 çocuktan 1’i düzenli olarak zorbalık yaşıyor
Zorbalık yapan çocuklara baktığımızda genellikle benzer bir tabloyla karşılaşırız. Aileden yeterince ilgi ve sevgi görmeyen, şiddet gören ya da kötü ev ortamlarında yetişen bu çocuklar, aradıkları kabulü dışarıda aramaya başlar. İletişim kurma becerisi zayıf olan bir çocuk, akranları arasında kendini kanıtlamanın ve dikkat çekmenin yolunu zorbalıkta bulur. Gördüğü olumsuz davranışları dışarıya yansıtır.
Zorbalık mağduru çocuklar ise çoğu zaman içine kapanık, çocukluğu ev ile okul arasında sınırlı kalmış, ailesinin kaygıları nedeniyle sokağa ve mahalleye yeterince çıkamamış çocuklardır. Tablet ve ekranla meşgul edilen bu çocuklar, sosyal ilişkilerde daha savunmasız hale gelir.
Bu noktada her iki tarafı da suçlamak ne kadar doğrudur? Asıl mesele, zorbalığın nedenlerini anlamadan sadece cezalandırmak yerine, çocukları ilk belirtilerden itibaren rehabilite etmektir. Aksi halde bu çocuklar okullarda ve sokaklarda kötü niyetli kişilerin tuzaklarına düşebilir, hatta suç örgütlerinin hedefi haline gelebilir. Çocuklar yönlendirilmeye son derece açıktır. Çocuk yaşta suça sürüklenmelerinin sebeplerinden biri de budur.
Zorbalığın sonuçları ağırdır. Birçok çocuk, yeniden zorbalığa uğrama korkusuyla okula gitmek istemez. Aileleriyle birlikte bu durumu sineye çekmek zorunda kalır, okulu bırakır, kimi zaman da intihara varan trajedilere sürüklenir.
Peki ne yapılmalı?
Her okula rehber öğretmenlerin yanı sıra en az bir pedagog destekli “zorbalık birimleri” kurulmalıdır. Zorbalık yapan ve yapılan çocuk ilk tespit edildiği anda hem kendisi hem ailesi eğitim programına alınmalıdır. Video, görsel anlatım ve açık diyaloglarla zorbalığın nereye varabileceği hem çocuğa hem aileye net biçimde gösterilmeli; ortak bir çözüm planı oluşturulmalıdır.
Geleceğimiz olan bu çocuklara sahip çıkmak, sadece ailelerin değil, devletin ve tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Kötü sonuçları yaşadıktan sonra değil, daha ortaya çıkmadan önlem almak zorundayız
Ekleme
Tarihi: 16 Eylül 2026 -Çarşamba
ZORBALIK
ZORBALIK
ÇOCUKLARIMIZI KORUMAK
İÇİN GEÇ KALMAYALIM
Son yıllarda sıkça duyduğumuz akran zorbalığı, artık sadece okul bahçelerinde,sokaklarda mahallelerde yaşanan basit bir sorun olmaktan çıkmış; çocuklarımızı ve ailelerimizi derinden tedirgin eden toplumsal bir yara haline gelmiştir.
Güncel veriler bu durumun boyutunu net biçimde ortaya koyuyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 verilerine göre, 6-17 yaş grubundaki çocukların yaklaşık %13,8’i ayda en az birkaç kez akran zorbalığına maruz kalıyor. Bu oran kız çocuklarında %14,2, erkek çocuklarda ise %13,4 seviyesinde. Yani neredeyse her 7 çocuktan 1’i düzenli olarak zorbalık yaşıyor
Zorbalık yapan çocuklara baktığımızda genellikle benzer bir tabloyla karşılaşırız. Aileden yeterince ilgi ve sevgi görmeyen, şiddet gören ya da kötü ev ortamlarında yetişen bu çocuklar, aradıkları kabulü dışarıda aramaya başlar. İletişim kurma becerisi zayıf olan bir çocuk, akranları arasında kendini kanıtlamanın ve dikkat çekmenin yolunu zorbalıkta bulur. Gördüğü olumsuz davranışları dışarıya yansıtır.
Zorbalık mağduru çocuklar ise çoğu zaman içine kapanık, çocukluğu ev ile okul arasında sınırlı kalmış, ailesinin kaygıları nedeniyle sokağa ve mahalleye yeterince çıkamamış çocuklardır. Tablet ve ekranla meşgul edilen bu çocuklar, sosyal ilişkilerde daha savunmasız hale gelir.
Bu noktada her iki tarafı da suçlamak ne kadar doğrudur? Asıl mesele, zorbalığın nedenlerini anlamadan sadece cezalandırmak yerine, çocukları ilk belirtilerden itibaren rehabilite etmektir. Aksi halde bu çocuklar okullarda ve sokaklarda kötü niyetli kişilerin tuzaklarına düşebilir, hatta suç örgütlerinin hedefi haline gelebilir. Çocuklar yönlendirilmeye son derece açıktır. Çocuk yaşta suça sürüklenmelerinin sebeplerinden biri de budur.
Zorbalığın sonuçları ağırdır. Birçok çocuk, yeniden zorbalığa uğrama korkusuyla okula gitmek istemez. Aileleriyle birlikte bu durumu sineye çekmek zorunda kalır, okulu bırakır, kimi zaman da intihara varan trajedilere sürüklenir.
Peki ne yapılmalı?
Her okula rehber öğretmenlerin yanı sıra en az bir pedagog destekli “zorbalık birimleri” kurulmalıdır. Zorbalık yapan ve yapılan çocuk ilk tespit edildiği anda hem kendisi hem ailesi eğitim programına alınmalıdır. Video, görsel anlatım ve açık diyaloglarla zorbalığın nereye varabileceği hem çocuğa hem aileye net biçimde gösterilmeli; ortak bir çözüm planı oluşturulmalıdır.
Geleceğimiz olan bu çocuklara sahip çıkmak, sadece ailelerin değil, devletin ve tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Kötü sonuçları yaşadıktan sonra değil, daha ortaya çıkmadan önlem almak zorundayız
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
