ÇOCUKLARIMIZ MODAYA KURBAN MI EDİLİYOR?
Çocuklarımız Sermaye ve
Modaya Kurban Ediliyor mu?
Günümüzde sosyal medya ve moda endüstrisi, çocuklarımızı adeta birer “Barbie bebek”e dönüştürmektedir. Kendi canlı, kanlı evlatlarımıza söz geçiremez hale geldik. Konfeksiyon ve tekstil firmaları, “moda” adı altında, arkasında yatan siyonist ve batılılaşma akımlarıyla çocuklarımızı çıplaklığı özendiren, ruhsuz birer varlığa çevirmeye çalışıyor. Aileler olarak çocuklarımızı yönlendirmekte büyük zorluk çekiyoruz.
Çocuklarımız âdeta ailelerinin elinden alınmış, manevi değerlerden uzak, sadece görünürlük peşinde koşan varlıklara dönüşüyor. Ne giydiğinin anlamını bilmeden, çevreden ilgi görmek, arkadaşlarına özenmek ve sosyal medya hesaplarında daha fazla beğeni, daha fazla takipçi toplamak için yarışıyorlar. Bu süreci yönlendiren güçlü bir irade var: Moda kisvesi altında çıplaklığı ve sorumsuz yaşam tarzını teşvik eden anlayış.
Her geçen gün bu giyim tarzı “normal” kabul ediliyor ve kontrol edilemeyen bir dalga gibi yayılıyor. Tekstil firmaları daha fazla para kazanmak uğruna ülkelerin milli hassasiyetlerine, örf ve adetlerine açıkça meydan okuyor. Bu gidişat önlenmezse ileride “millet” kavramı ortadan kalkacak; sadece tek tip, köksüz “milenyum toplumlar” ortaya çıkacaktır.
Çocuklarımız acil korunmaya muhtaçtır. Aileler tek başlarına bu mücadeleyi veremiyor. Millet ve devlet olarak hep birlikte önlem almalıyız. Çocuklarımızı milli duygularımızı, örf ve adetlerimizi “moda” denen bu illetden korumalıyız. Devletimiz tekstil firmalarına ve moda sektöründe faaliyet gösteren kişi ve kuruluşlara milli değerlere uygun bir yol haritası çizmelidir.
Maalesef bugün çocuklarımızı mağazalara, konfeksiyon dükkanlarına götürdüğümüzde kendilerine yakışır, edepli ve kültürel değerlerimize uygun kıyafet bulmakta dahi zorlanıyoruz.
Bu sorun sadece giyimle sınırlı değil. Eğitim-öğretim kurumlarımızda da benzer bir yozlaşma yaşanıyor. Okullar bilimde, eğitimde yarışması gerekirken, yönetimlerin teşvikiyle sosyal medya görünürlüğü, etkinlik çılgınlığı ve “mezuniyet defileleri” ön plana çıkıyor. Okullar sadece eğitimle meşgul olmalıdır. Mezuniyet törenleri bilimsel ve kültürel etkinlikler olmalı, moda gösterisine dönüştürülmemelidir.
Sonuç olarak; moda, emperyalist bir araçtır. Amacı sadece para kazanmak ve toplumları yozlaştırmaktır. Ülkemize ve benzer birçok ülkeye atılmış bir atom bombası gibidir.
Bu tehlikenin farkına varmalı, çocuklarımızı sahipsiz bırakmamalıyız. Aileler, eğitimciler, devlet ve sivil toplum olarak el ele vererek milli ve manevi değerlerimizi korumanın yollarını aramalıyız. Çünkü gelecek nesillerimizi kaybetmek, millet olarak varlığımızı kaybetmek anlamına gelecektir.
Ekleme
Tarihi: 21 Haziran 2026 -Pazar
ÇOCUKLARIMIZ MODAYA KURBAN MI EDİLİYOR?
Çocuklarımız Sermaye ve
Modaya Kurban Ediliyor mu?
Günümüzde sosyal medya ve moda endüstrisi, çocuklarımızı adeta birer “Barbie bebek”e dönüştürmektedir. Kendi canlı, kanlı evlatlarımıza söz geçiremez hale geldik. Konfeksiyon ve tekstil firmaları, “moda” adı altında, arkasında yatan siyonist ve batılılaşma akımlarıyla çocuklarımızı çıplaklığı özendiren, ruhsuz birer varlığa çevirmeye çalışıyor. Aileler olarak çocuklarımızı yönlendirmekte büyük zorluk çekiyoruz.
Çocuklarımız âdeta ailelerinin elinden alınmış, manevi değerlerden uzak, sadece görünürlük peşinde koşan varlıklara dönüşüyor. Ne giydiğinin anlamını bilmeden, çevreden ilgi görmek, arkadaşlarına özenmek ve sosyal medya hesaplarında daha fazla beğeni, daha fazla takipçi toplamak için yarışıyorlar. Bu süreci yönlendiren güçlü bir irade var: Moda kisvesi altında çıplaklığı ve sorumsuz yaşam tarzını teşvik eden anlayış.
Her geçen gün bu giyim tarzı “normal” kabul ediliyor ve kontrol edilemeyen bir dalga gibi yayılıyor. Tekstil firmaları daha fazla para kazanmak uğruna ülkelerin milli hassasiyetlerine, örf ve adetlerine açıkça meydan okuyor. Bu gidişat önlenmezse ileride “millet” kavramı ortadan kalkacak; sadece tek tip, köksüz “milenyum toplumlar” ortaya çıkacaktır.
Çocuklarımız acil korunmaya muhtaçtır. Aileler tek başlarına bu mücadeleyi veremiyor. Millet ve devlet olarak hep birlikte önlem almalıyız. Çocuklarımızı milli duygularımızı, örf ve adetlerimizi “moda” denen bu illetden korumalıyız. Devletimiz tekstil firmalarına ve moda sektöründe faaliyet gösteren kişi ve kuruluşlara milli değerlere uygun bir yol haritası çizmelidir.
Maalesef bugün çocuklarımızı mağazalara, konfeksiyon dükkanlarına götürdüğümüzde kendilerine yakışır, edepli ve kültürel değerlerimize uygun kıyafet bulmakta dahi zorlanıyoruz.
Bu sorun sadece giyimle sınırlı değil. Eğitim-öğretim kurumlarımızda da benzer bir yozlaşma yaşanıyor. Okullar bilimde, eğitimde yarışması gerekirken, yönetimlerin teşvikiyle sosyal medya görünürlüğü, etkinlik çılgınlığı ve “mezuniyet defileleri” ön plana çıkıyor. Okullar sadece eğitimle meşgul olmalıdır. Mezuniyet törenleri bilimsel ve kültürel etkinlikler olmalı, moda gösterisine dönüştürülmemelidir.
Sonuç olarak; moda, emperyalist bir araçtır. Amacı sadece para kazanmak ve toplumları yozlaştırmaktır. Ülkemize ve benzer birçok ülkeye atılmış bir atom bombası gibidir.
Bu tehlikenin farkına varmalı, çocuklarımızı sahipsiz bırakmamalıyız. Aileler, eğitimciler, devlet ve sivil toplum olarak el ele vererek milli ve manevi değerlerimizi korumanın yollarını aramalıyız. Çünkü gelecek nesillerimizi kaybetmek, millet olarak varlığımızı kaybetmek anlamına gelecektir.
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
