ISPARTA 50 YILDIR BÖYLE VALİ GÖRMEDİ
ISPARTA 50 YILDIR BÖYLE VALİ GÖRMEDİ
Isparta Valisi Sayın Abdullah Erin için söylenen bu başlığı öyle aklımıza esti diye atmadık. Duyduk, gördük, tarttık ve öyle yazdık.
“Son 50 yılın valisi” ifadesi ilk olarak Isparta Belediye Başkan Vekili Sayın Musa Macit’ten geldi. Şimdi “bir kişi söyledi diye bu kadar iddialı olunur mu?” diye sorulabilir. Ama Musa Macit sıradan bir isim değil. Ömrünü bu şehre vermiş, belediyeciliğin her kademesinde bulunmuş, yıllarca farklı valilerle çalışmış bir isim. Kimi nasıl değerlendireceğini bilen biri.
Dolayısıyla böyle bir cümle kuruyorsa, bu söz kulaktan dolma değil; gördüğüne, yaşadığına dayanıyordur.
Üstelik sadece o da değil…
Eğirdir’e Fen Lisesi kazandıran hayırsever iş insanı Hüseyin Erdoğmuş da benzer bir ifadeyi kullandı. Yani bu söylem tek bir ağızdan çıkan bir övgü değil; sahada karşılığı olan bir kanaat.
Bugün Isparta’da küçük bir anket yapılsa, çıkacak sonuç üç aşağı beş yukarı Musa Macit ve Hüseyin Erdoğmuş’un söyledikleri gibi gerçekleşecektir.
Peki bu başarıya nasıl ulaşıldı?
ZOR COĞRAFYADAN GELEN TECRÜBE
Abdullah Erin, Isparta’dan önce Şanlıurfa gibi Türkiye’nin en zor şehirlerinden birinde görev yaptı.
2 milyon 300 bin nüfuslu, Türkiye’nin 8’inci büyük şehri… Buna yaklaşık 500 bin Suriyeli eklendiğinde sayı 2 milyon 800 bine çıkıyor.
Sınırın öte tarafında, Türkiye’nin himayesindeki bölgeleri de düşündüğünüzde, sorumluluk alanı 5 milyonu aşan bir nüfusa ulaşıyor.
Üstelik bu görev, sıradan bir dönemde değil; ABD’nin, Rusya’nın ve daha birçok ülkenin dâhil olduğu bir savaşın gölgesinde yürütüldü.
2017-2022 yılları arasında Şanlıurfa Valiliği yapan Abdullah Erin, Barış Pınarı Harekâtı sonrasında Tel Abyad ve Resulayn bölgelerinde de koordinasyonu sağladı. Güvenlikten altyapıya, kamu hizmetlerinden insani yardıma kadar geniş bir alanda sorumluluk aldı.
Kısacası, sadece bir şehri değil, adeta birkaç şehri aynı anda yönetti.
Böyle bir tecrübeden sonra Isparta’ya gelmek, ilk bakışta daha düzenli bir şehirde daha kolay görev yapmak gibi görülebilir ki öyledir. Nitekim Isparta; güvenlik, sağlık ve eğitim gibi temel alanlarda dengesi olan, yaşam kalitesi yüksek şehirlerden biri.
GÖREV DEĞİL, GÖNÜL MESELESİ
Bazı yöneticiler için daha sakin şehirler tempoyu düşürme sebebidir.
Ama Abdullah Erin, kendine has tempo ile mesaisine devam ederek gönüllere daha fazla girme fırsatını değerlendirdi.
O, Isparta’da sadece görevini yapan bir vali olmayı tercih etmedi. İnsanlara dokunan, onların hayatını pozitif yönde değiştirmeye çalışan bir anlayış ortaya koydu.
Belki de bu yüzden kısa sürede bu kadar güçlü bir karşılık buldu.
Şimdi diyeceksiniz ki, “Bu kadar anlatıyorsun da somut olarak ne yaptı?”
Aslında tek tek yazmaya kalksak sayfalar yetmez. Ama malum, uzun yazıyı görünce çoğumuzun gözü korkuyor. O yüzden hem sizi yormamak hem de mesajı net vermek için birkaç çarpıcı örnekle yetinelim.
BİR EVİN KAPISINI ÇALMAK
Vali Erin’in başlattığı aile ziyaretleri var ya…
İşte meselenin kalbi orası.
25-26 bin ailenin ziyaret edilmesi planlanıyor. Şu ana kadar yaklaşık 3 bin haneye ulaşılmış durumda. Üstelik sadece vali değil, vali yardımcıları da aynı hassasiyetle sahada.
Bu ziyaretlerde sadece “nasılsınız?” denilip çıkılmıyor.
İnsanların ne yediği, ne içtiği, sağlığı, eğitimi, huzuru, korkuları, çaresizlikleri… Kısacası devletin bilmesi gereken her şey yerinde tespit ediliyor.
Ve inanın, o kapıların ardında öyle hikâyeler var ki…
MADDE BAĞIMLISI EVLAT VE ÇARESİZ AİLE
Bazı evlerde anne-babalar, kendi çocuklarından korkar hale gelmiş.
Madde bağımlısı bir evlat düşünün…
Ne söz geçirebiliyorsunuz, ne engel olabiliyorsunuz.
Ev dediğiniz yer, onlar için artık sığınak değil, korkunun adresi olmuş.
Evde huzur kalmamış. Şiddet var, korku var, çaresizlik var.
Anne-baba ümitsiz… Ne yapacaklarını bilmiyorlar. Komşular bile uzak durmuş. “Bize de zarar gelir” korkusuyla kimse yaklaşmamış.
Belki dışarıdan bakınca sıradan bir ev gibi görünüyor ama içeride yaşanan psikoloji, adeta bir kriz hali.
İşte tam o anda kapı çalınıyor.
Devlet geliyor.
Ama öyle resmi bir dille değil… Bir dost gibi, bir baba, bir kardeş gibi…
O aile dinleniyor, sorun tespit ediliyor. Çocuk Bağımlılıkla Mücadele Koordinasyon Merkezi’ne yönlendiriliyor. Aileye psikolojik destek veriliyor.
Ve en önemlisi…
O insanlar yalnız olmadığını hissediyor.
Çaresizlikten kurtulup ayağa kalkıyor ve yeniden hayata tutunuyorlar.
SADECE İHTİYAÇ SAHİPLERİ DEĞİL, HERKES
Sayın Abdullah Erin’in farkı sadece zor durumdaki ailelerle ilgilenmesi değil.
O, toplumun her kesimine dokunmaya çalışan bir yönetim anlayışı ortaya koyuyor.
Bunun en güzel örneklerinden birini Isparta’nın gözde mekânlarından Sanat Kasabası’nın sahibi Özlem Çelik anlatıyor:
İki oğlu, valilik binasının önünde paten kayıyor. Hem de biraz hızlı…
Tam o sırada Vali Erin makamından çıkıp aracına yöneliyor. Çocuklar yanından geçerken duruyor, onları yanına çekiyor.
İstese kızabilirdi.
İstese uyarıyı sert bir dille de yapabilirdi.
Ama o farklı bir yol seçiyor.
Çocuklara sarılıyor ve yumuşak bir ses tonuyla, “Çok hızlı gidiyorsunuz, biraz yavaşlayın, düşebilirsiniz” diyor.
İşte mesele tam da bu…
Devlet bazen bir kural koyar, bazen bir ceza yazar.
Ama bazen de bir çocuğa sarılarak kendini anlatır.
Vali Erin’in güler yüzü, konuşurken tercih ettiği o yumuşak üslup da Ispartalıların dikkatinden kaçmıyor. İnsanlar, karşılarında sert bir bürokrat değil; kendilerini dinleyen, anlayan bir devlet temsilcisi gördükleri için bu kadar sahipleniyor.
KISA BİR TEMAS, BÜYÜK BİR DEĞİŞİM
Bir başka örnek…
Yürüyemeyen ama konuşkan, hayata tutunmak isteyen bir genç kız… Annesi ona bakıyor, hayatları evin içinde sıkışmış.
Vali Erin soruyor: “Çalışmak ister misin?”
Cevap: “Evet.”
Sonrası eğitim, ardından iş…
Genç kız çağrı merkezinde çalışmaya başlıyor. Artık üreten, kazanan biri. Hem kendisi nefes alıyor hem annesine destek oluyor.
Yarım saatlik bir ziyaret…
Ama değişen bir yaşam.
İNSANA DOKUNMAK
Elbette şehirler için yollar yapılmalı, projeler geliştirilmeli.
Ama bir yöneticiyi unutulmaz yapan şey, insanların kalbine dokunabilmesidir.
Bugün Isparta’da konuşulan o cümle, “50 yılın valisi” ifadesi, işte bu yüzden boş değil.
Çünkü bu şehir şunu görüyor:
Kapıyı daha fazla çalan bir devlet var.
Daha fazla dinleyen bir yönetici var.
Ve en önemlisi…
Daha fazla kalplerde olan bir vali var.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
