ELMA MI, GÖL MÜ? BİR VAROLUŞ ÇIKMAZININ ANATOMİSİ
ELMA MI, GÖL MÜ? BİR VAROLUŞ ÇIKMAZININ ANATOMİSİ
Isparta’nın iki gözbebeği var: Biri turkuazıyla ruhumuzu doyuran Eğirdir Gölü, diğeri soframıza bereketi getiren elmamız. Son günlerde Eğirdir Gölü Özel Hükümleri’ndeki o kritik “914,74 metre kotu” maddesinin esnetilmesi, şehri haklı bir endişeye sevk etti. Bir tarafta “Göl biterse her şey biter” diyen çevreciler, diğer tarafta “Ağaçlar kurursa binlerce aile aç kalır” diyen üreticiler...
Peki, gerçekten birinden birini seçmek zorunda mıyız?
"Sonun Başlangıcı" Değil, "Yeni Bir Başlangıç" Olabilir mi?
Gölün su seviyesinin kritik eşiğin altına düşmesine rağmen su çekimine izin verilmesi, ilk bakışta gölün idam fermanı gibi görünebilir. Ancak bu kararı alanların niyetinin gölü yok saymak olduğunu düşünmek, bu toprakların geleceğine inanmamaktır. Mesele, ekoloji ile ekonomi arasında o ince köprüyü kurabilmektir.
Eğirdir Gölü sadece bir su kütlesi değil; balıkçının ekmeği, turizmcinin manzarası, çocuğumuzun içme suyudur. Elma ise Isparta’nın dünya markasıdır. Birini diğerine feda etmek, aslında her ikisini de kaybetmek demektir. Susuz bir göl havzasında elma ağacı yetişmeyeceği gibi, ekonomik çöküşün yaşandığı bir bölgede gölü koruyacak iradeyi bulmak da zordur.
Sabır ve Ortak Akıl Zamanı
Şu an ihtiyacımız olan şey panik veya suçlama değil, sabırlı bir yönetim sürecidir. Kararın esnetilmesi bir "boşvermişlik" olarak değil, geçiş döneminde bir "nefes alma" hamlesi olarak görülmelidir. Ancak bu esneklik, gölü sınırsızca sömürme hakkı vermez. Aksine:
Vahşi sulamadan acilen vazgeçilmeli,
Modern, su tasarruflu teknolojiler devlet desteğiyle yaygınlaştırılmalı,
Gölü besleyen kaynaklar üzerindeki baskı azaltılmalıdır.
Asıl Soru: Susuz Bir Hayat Mümkün mü?
Şahsi fikrim ve vicdanımın sesi şudur: Öncelik her zaman göl olmalıdır.
Elmayı bu yıl yemezsek, seneye daha çok üretmenin yolunu bulabiliriz. Ekonomik kayıpları telafi edebilir, zarar eden çiftçimize destek olabiliriz. Ama bir gölü kuruttuğumuzda, onu geri getirecek bir teknoloji henüz icat edilmedi. Toz fırtınalarının estiği, ekosistemin çöktüğü bir havzada ne elma kalır ne de hayat.
Sonuç olarak; Eğirdir Gölü için bu kararın bir "yok oluş" değil, her iki değeri de yaşatacak radikal ve sürdürülebilir bir yönetim planının miladı olmasını umuyorum. Elmayı yaşatmak için gölü, gölü yaşatmak için ise aklımızı kullanmak zorundayız.
Çünkü elmasız yaşayabiliriz ama susuz asla
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
