PROF DR EREN UMUTSUZ KİŞİLERİ YANLIZ BIRAKMAYIN
SAĞLIK
16.09.2026 - 23:38, Güncelleme:
16.09.2026 - 23:49
PROF DR EREN UMUTSUZ KİŞİLERİ YANLIZ BIRAKMAYIN
.
Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Eren, “10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü” dolayısıyla yaptığı açıklamada, intiharın önlenebilir bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekerek toplumsal farkındalığın artırılmasının önemini vurguladı. İntiharın yalnızca yaşamını yitiren kişiyi değil ailesini, yakınlarını ve toplumu da derinden etkileyen önemli bir ruh sağlığı ve halk sağlığı sorunu olduğunu belirten Prof. Dr. Eren, özellikle umutsuzluk ve çaresizlik yaşayan kişilerin erken fark edilmesinin, dinlenmesinin ve profesyonel desteğe yönlendirilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti. “Kişiyi yalnız bırakmamak büyük önem taşıyor” İntiharın önlenebilir olduğunun altını çizen Prof. Dr. Eren, davranışlarında belirgin değişiklik gözlenen, mutsuz, umutsuz veya çaresiz olduğu fark edilen kişilerin yalnız bırakılmaması gerektiğini söyledi. Bu kişilere yanlarında olunduğunun hissettirilmesinin önemli olduğunu belirten Eren, yaşanan ruhsal sıkıntıların değişebileceği ve uygun destekle kişinin yeniden toparlanabileceği mesajının verilmesi gerektiğini kaydetti. İntihar davranışının önemli bir bölümünün ruhsal hastalıklarla ilişkili olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Eren, depresyon, bipolar bozukluk, psikoz, ağır anksiyete bozuklukları ve madde kullanım bozuklukları gibi ruhsal sorunların erken fark edilmesi ve tedavi edilmesinin intiharın önlenmesinde büyük önem taşıdığını belirtti. Eren, bu tür belirtiler gösteren kişilerin en kısa sürede psikiyatri uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. “İntihar hakkında konuşmak kişiyi intihara teşvik etmez” Toplumda intihar konusunda yanlış bilinen bazı noktalar bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Eren, intihar hakkında konuşmanın kişiyi intihara teşvik etmediğini, aksine doğru zamanda sorulan bir sorunun yardımın kapısını açabileceğini söyledi. Yakınında belirgin biçimde içine kapanan, çevresinden uzaklaşan, yoğun umutsuzluk yaşayan veya yaşamla ilgili olumsuz ifadeler kullanan kişilerin durumunun ciddiye alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Eren, gerektiğinde doğrudan “İntihar etmeyi düşünüyor musun?” diye sorulabileceğini ifade etti. Bir kişinin intihar düşüncesinden söz etmesi durumunda çevresindekilerin yargılayıcı veya küçümseyici ifadeler kullanmaması gerektiğini belirten Eren, öncelikle kişinin dinlenmesi ve yalnız olmadığının hissettirilmesinin önemine vurgu yaptı. Bu süreçte “Bunu benimle paylaştığın için teşekkür ederim”, “Seni yargılamıyorum”, “Yalnız değilsin” ve “Sana yardım bulacağız” gibi destekleyici ifadelerin kullanılabileceğini söyledi. “İntiharı önlemek toplumun ortak sorumluluğudur” İntiharı önlemenin yalnızca psikiyatristlerin veya sağlık çalışanlarının sorumluluğunda olmadığını belirten Prof. Dr. Eren, ailelere, arkadaşlara, öğretmenlere, iş arkadaşlarına ve toplumun tamamına önemli görevler düştüğünü söyledi. Risk ortaya çıkmadan önce koruyucu önlemler alınmasının, ruh sağlığı konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasının ve risk altındaki kişilerin zamanında desteklenmesinin önemine dikkat çeken Eren, bazen bir telefonun, bir kişinin kapısını çalmanın, onu gerçekten dinlemenin veya birlikte profesyonel yardım aramanın büyük bir fark yaratabileceğini ifade etti.
.
Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Eren, “10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü” dolayısıyla yaptığı açıklamada, intiharın önlenebilir bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekerek toplumsal farkındalığın artırılmasının önemini vurguladı. İntiharın yalnızca yaşamını yitiren kişiyi değil ailesini, yakınlarını ve toplumu da derinden etkileyen önemli bir ruh sağlığı ve halk sağlığı sorunu olduğunu belirten Prof. Dr. Eren, özellikle umutsuzluk ve çaresizlik yaşayan kişilerin erken fark edilmesinin, dinlenmesinin ve profesyonel desteğe yönlendirilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti. “Kişiyi yalnız bırakmamak büyük önem taşıyor” İntiharın önlenebilir olduğunun altını çizen Prof. Dr. Eren, davranışlarında belirgin değişiklik gözlenen, mutsuz, umutsuz veya çaresiz olduğu fark edilen kişilerin yalnız bırakılmaması gerektiğini söyledi. Bu kişilere yanlarında olunduğunun hissettirilmesinin önemli olduğunu belirten Eren, yaşanan ruhsal sıkıntıların değişebileceği ve uygun destekle kişinin yeniden toparlanabileceği mesajının verilmesi gerektiğini kaydetti. İntihar davranışının önemli bir bölümünün ruhsal hastalıklarla ilişkili olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Eren, depresyon, bipolar bozukluk, psikoz, ağır anksiyete bozuklukları ve madde kullanım bozuklukları gibi ruhsal sorunların erken fark edilmesi ve tedavi edilmesinin intiharın önlenmesinde büyük önem taşıdığını belirtti. Eren, bu tür belirtiler gösteren kişilerin en kısa sürede psikiyatri uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. “İntihar hakkında konuşmak kişiyi intihara teşvik etmez” Toplumda intihar konusunda yanlış bilinen bazı noktalar bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Eren, intihar hakkında konuşmanın kişiyi intihara teşvik etmediğini, aksine doğru zamanda sorulan bir sorunun yardımın kapısını açabileceğini söyledi. Yakınında belirgin biçimde içine kapanan, çevresinden uzaklaşan, yoğun umutsuzluk yaşayan veya yaşamla ilgili olumsuz ifadeler kullanan kişilerin durumunun ciddiye alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Eren, gerektiğinde doğrudan “İntihar etmeyi düşünüyor musun?” diye sorulabileceğini ifade etti. Bir kişinin intihar düşüncesinden söz etmesi durumunda çevresindekilerin yargılayıcı veya küçümseyici ifadeler kullanmaması gerektiğini belirten Eren, öncelikle kişinin dinlenmesi ve yalnız olmadığının hissettirilmesinin önemine vurgu yaptı. Bu süreçte “Bunu benimle paylaştığın için teşekkür ederim”, “Seni yargılamıyorum”, “Yalnız değilsin” ve “Sana yardım bulacağız” gibi destekleyici ifadelerin kullanılabileceğini söyledi. “İntiharı önlemek toplumun ortak sorumluluğudur” İntiharı önlemenin yalnızca psikiyatristlerin veya sağlık çalışanlarının sorumluluğunda olmadığını belirten Prof. Dr. Eren, ailelere, arkadaşlara, öğretmenlere, iş arkadaşlarına ve toplumun tamamına önemli görevler düştüğünü söyledi. Risk ortaya çıkmadan önce koruyucu önlemler alınmasının, ruh sağlığı konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasının ve risk altındaki kişilerin zamanında desteklenmesinin önemine dikkat çeken Eren, bazen bir telefonun, bir kişinin kapısını çalmanın, onu gerçekten dinlemenin veya birlikte profesyonel yardım aramanın büyük bir fark yaratabileceğini ifade etti.
Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) ve diğer ajanslar tarafından eklenen tüm haberler, sitemizin editörlerinin müdahalesi olmadan ajans kanallarından çekilmektedir. Bu haberlerde yer alan hukuki muhataplar haberi geçen ajanslar olup sitemizin hiç bir editörü sorumlu tutulamaz...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
