EĞİRDİR GÖLÜ’NDE “EKOLOJİK YIKIM!”

CANLI YAYIN 28.07.2025 - 02:03, Güncelleme: 29.07.2025 - 10:52
 

EĞİRDİR GÖLÜ’NDE “EKOLOJİK YIKIM!”

Eğirdir Gölü Altınkum kesimindeki onlarca dönümlük su içi kıyı ve kara bağlantısında sazlık, maki- çalılık- otsu alanlarca oluşan ekosistemde, biyolojik çeşitliliğin ve doğanın dengelerinde adeta geri dönülmez bir şekilde zarar görmesine neden olunan insan faaliyetleri (resmi) nedeniyle “ekolojik yıkım” yaşanmakta! Ekolojik yıkım, insanların doğaya, suya bakışlarındaki verdikleri tahribatlar sonucunda, susuzluğa, kuraklığa, ürün kaybına, küresel ısınmaya, katkı vermekteyse “ insanlık sucudur”!
ALTINKUM SAZLIĞI- “Eğirdir Belediyesi Halka Açık Piknik Alanı”    2000 yılında Altınkum Koyundaki 50 dönümlük alan Eğirdir Belediyesine devredildi. Eğirdir Belediyesi burayı EĞİRDİR BELEDİYESİ HALKA AÇIK PİKNİK ALANI (EBHAP) ilan etti. İçerisine Altınkum ve İstasyon mahallelerinin ilk çocuk parkı da konumlandırıldı. Uzun yıllar; İl içi- il dışından- yurt dışından gelen çok sayıda kişiler ve aileler burayı rekreasyon–yürüyüş-kamp -olta ile balık avı sahası olarak kullandılar. EBHAP’daki yüzlerce yetişkin çam, ladin, katran ve yaklaşık 20 dönüme yakın çalılık -makilik alanla ve burada yaşayan börtünün, böceğin, kaplumbağanın kuşun ve yöreye özgü kır çiçeklerin, yaşam alanlarını  oluşturmasının yanı sıra , göl kıyı kesiminde  yaklaşık  8 dönümlük alanda çok geniş bir alana yayılan sazlık- kamışlık bitkilerin hakim olduğu belli bir alanda yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim içinde bulunan canlılar ve bunların cansız öğelerinden oluşan doğal yapılardan  oluşan  ekosistem- sulak alan yer almaktaydı!   Eğirdir kent merkezinde önemli bir ekosistem oluşturan bu sulak alanda, kara ve su ekosistemlerinin birleşmesiyle yeryüzünün en zengin doğal ortamı oluşmaktadır. Kızılırmak Deltasından sonra, Eğirdir Gölü (200-320 bin); ılımanlığı- sazlıklarının zengin besin içermesi nedeniyle, Türkiye’nin en fazla su kuşunun sayıldığı ikinci büyük alanıdır. Buradaki sulak alan canlılarıyla, koydaki çayırlık- otsu, makilik-çalı, ağaçlık, ağaçlar ve bu-bu çeşitlilikte yaşayan çok çeşitli canlıları ve kıyı kesimindeki doğal kayalar estetik yönünden de güzellikler sunmasının yanı sıra, üzerinde yer alan, buraya özgü- on binlerce yıllık liken ve karayosunları yer aldığı anıtsal kayalıkların tahrip edilmesi ekolojik- jeolojik kayıptır.      EBHAP alandaki jeolojik ve ekolojik yapı   Eğridir’in- doğasının-doğal canlılarının kesitini, oluşturan bir doğa müzesi- bir arberetum (botanik bahçesi-ağaç parkı) gibidir ve biyolojik çeşitlilik yönünden çok zengindir. Üniversitelerin ve öğrencilerinin bilimsel çalışmalarına da katkı sunmaktaydı. Benimde içinde bulunduğum çok sayı tez ve bilimsel çalışmalarda bu koyda 300 üzerinde makroskobik bitki ve hayvan türü tespit edilmiş olup, bu türlerin buraya özgü 4 endemiği belirlenmiştir.      KUŞLARIN BARINAKLARI- YAŞAM ALANLARI YOK EDİLDİ!    Koydaki sazlık alan; Eğirdir Gölü’ne gelen göçmen kuşların “konaklarından-uğrak-mola yerlerinden biridir” ve her yıl, uzak diyarlardan kuşlar burayı bilerek gelmektedirler. Kuşlar; göl çevresindeki tarım alanlarında- ağaç ve ağaççıklardaki zararlı canlılarla mücadeleye (biyolojik) önemli katkıları söz konusudur. Yoğun saz ve su bitkisi örtüsüyle, besin maddesi bakımından oldukça zengin tatlı su ekosisteminin kesitini oluşturan EBHAP; yörede yaşayan kuşlarla, göçmen kuşların; beslenme, konaklama- kuluçkaya yatma- alanlarıdır. Gölün en üretken ve değerli bölümlerinden birini oluşturan park; balık, kurbağa , su salyangozu, su yılanı, plankton vb  minik omurgasız canlılar, tatlı su kabukluları ve çok sayıdaki su böceklerinin, kaplumbağanın, kirpinin, sincabın,  köstebeğin - arıların, kelebeklerin   yaşama - kışlama - büyüme- çoğalma - barınma alanıdır. Kuşların, balıkların, memeli canlıların ve su canlılarının doğal ve korunaklı bu alanlarda çok sayıda yuvaları bulunur. YILLARDIR YAPI AÇILMASI İSTENİLEN EKOSİSTEM!  Yıllar içerisinde bu eşsiz koyun yapıya açılması istenilmişse de her seferinde yukarıda belirtiğimiz değerleri ve yasal nedenler öne sürülerek engellenmiştir. Uzun yıllar bakımsız bırakılan bu koyda geçtiğimiz nisan ayından itibaren buranın rekreasyon alanı (150mt ilerisinde Altınkum Plajı varken!) yapılacağıyla ilgili Eğirdir Belediyesince düzenlemelere başlanılmış.      Yaptığımız araştırmalarda, görgü tanıklarının beyanatlarınca önce göl kıyısındaki sekiz dönüme yakın alandaki “sazlık-kamışlık sulak alanda (nisan ayında) 2 kez yangın çıkarılmış, daha sonra iş makinalarıyla sazlar bertaraf edildiği belirtilmektedir. Kamış ve sazlık su bitkileri çok dirençli ve kökleri birbirine ayrık otu gibi bağlı bitki topluluklarıdır. Kısa bir süre sonra alanda kamışlık ve saz bitkileri filizlenmeye başlamış. Yörede yaşayan görgü tanıklarının uyarılarına rağmen bu kez “yeni yeşermeye başlayan sazlık alana 2 kez  aralıklarla  “ot öldürücü” kimyasalların döküldüğü belirtilmektedir”.  Diğer bir “kıyım” ise sulak alanla bütünlük oluşturan daha önce de tahrip edilmesini önlediğimiz kara kesimindeki; yüzlerce maki ve çalı topluluklarının iş makinalarıyla “bertaraf” edilmesi ve gölün kıyı kesiminde oluşan devasa kayalıkların parçalanmasına olmuştur. YASA ve YÖNETMELİKLERİN ÖNÜNE GEÇMEK! NASILKORUYACAĞIZ HAYATIN KAYNAĞINI?     TC Tarım ve Orman Bakanlığınca çıkarılan “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinde, (Madde 11’de) belirtildiği üzere mutlak, hassas ve sürdürülebilir koruma bölgelerinde saz ve diğer bitki türlerinin yakılması, sazların sökülmesi ve tahrip edilmesi yasaktır(Res. Gaz. 2014)   “Sulak alanların korunmasında aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur.” Uyuldu mu? Neden? a) Sulak alanların kirletilmemesi, doğal yapılarının ve ekolojik karakterlerinin korunması zorunludur. Her türlü arazi ve su kullanım planlamalarında, sulak alanların işlev ve değerlerinin korunması gözetilir (Madde 6). Sulak alanların kirletilmemesi, doğal yapılarının ve ekolojik karakterlerinin korunması zorunludur. Her türlü arazi ve su kullanım planlamalarında, sulak alanların işlev ve değerlerinin korunması gözetilir.” Gözetildi mi?  “b) Sulak alanlarda biyolojik çeşitliliğin korunması ve geliştirilmesi ilgili idaresince gerekli tedbirler alınır veya aldırılır.”Biyolojik çeşitlilik, besin zinciri, enerji alış verişi, karasal bağlantı yok edilmedi mi?  “d Kurutulmuş sulak alanların teknik ve ekonomik olarak uygun olanlarının geri kazanımı için gerekli tedbirler alınır.”  Alındı mı? “e) Sulak alanlarda su kuşları popülasyonlarının korunmasına ve arttırılmasına itina gösterilir.  Sazlık alanların tamamen ortadan kaldırılması sonucunda, mevsimsel göç edici kuşlarla, burada yıl boyu kalıcı olan binlerce kuş türünün yaşam alanı yok edildiğinden, bu alanda kuşlara rastlanmamaktadır.” Ya diğer yüzlerce tür, mikrobiyota? Her bakımdan “insani felaket”!   “f) Havzada yapılacak proje ve faaliyetlerin sulak alana etkisi dikkate alınır.” Alındı mı? “Doldurma ve kurutma MADDE 7 – (1) Sulak alanların doldurulması ve kurutulması yasaktır. Bu yolla arazi kazanılamaz. Bu hükme aykırı olarak arazi kazanılması halinde söz konusu alan faaliyet sahibince eski haline getirilir.” Yakma, dozerle talan, kimyasal bırakma! Eski haline nasıl gelecekse düşünülmekte mi? “Saz kesimi MADDE 11 – (1) (Değişik:RG-23/10/2019-30927)   Sulak alanlarda saz ve diğer bitki türlerinin yakılması, sazların sökülmesi ve tahrip edilmesi yasaktır.”  Niye kestiniz?  SAZ OLMAZSA; Sazlıklar, birçok nadir ve hassas tür de dahil olmak üzere bitkiler, kuşlar ve omurgasızlar için önemli bir yaşam alanıdır. Yüzlerce omurgasız canlı türü sazlıklarla ilişkilidir. Sazlıkları-turbanın yakılması yıllarca depolanmış karbonun atmosfere sera gazı karbondioksit olarak salınmasına neden olabilmektedir. Sazlıklar, birçok nadir ve hassas tür de dahil olmak üzere bitkiler, kuşlar ve omurgasızlar için önemli bir yaşam alanıdır. Yüzlerce omurgasız canlı türü sazlıklarla ilişkilidir. Sazlık yangınlarından sonra, ilkbaharda kuşların üremesi için uygun habitat koşulları ortadan kalkmış olacaktır. Sazlar yeniden yeşerene kadar güvenli üreme ve barınma alanlarını kaybetmiş birçok kuş türünün üremesi gecikebilir ve yeni yerler bulmak zorunda kalacaklardır. Sazların yakılması sonrası kelebeklerin, böceklerin ve bazı örümceklerin sayılarındaki azalma sonucu ötücü kuşların bolluğunda büyük oranda azalmalar görüldüğü, bu durumun muhtemel besin kısıtlanmasıyla ilişkili olduğu belirtilmektedir. Sazlar yeniden yeşerene kadar güvenli üreme ve barınma alanlarını kaybetmiş birçok kuş türünün üremesi gecikebilir ve yeni yerler bulmak zorunda kalabilirler. İKLİM KANUNU NİYE YÜRÜRLÜĞE GİRDİ? İKLİM KANUNUNA UYGUN MU?   Ülkemiz geçtiğimiz günlerde “İklim Kanunu” yürürlüğe girmiştir.  İklim Kanunun, özünü “karbon ayak izinin azaltılması” oluşturmaktadır. Doğada, masrafsız, Karbon ayak izini azaltan en önemli su kaynakları ve bitkileridir. Sazlık alanları, su bitkileri, su içi yapıları en önemli karbon emicileridir ve karbon depo ederler, oksijen üretirler. Buna rağmen bu tür doğa tahribatları göl ekosistemine, kuraklığın giderek artmasına, iklim krizine katkı sunmaktır. Nasıl ki damlaya damlaya göl oluyorsa, bu tür tahribatlarla küresel ısınma , kuraklık sinsice , sessiz felaketlere neden olmaktadır. O zaman bu ne perhiz bu ne ….?    Eğirdir Gölü çok ciddi sorunlar yaşamakta olup , kuruma periyoduna girmiştir,  tarım için su verilemez, içme suyu için suyu adeta kullanılamaz hale gelmekteyken, göl için  iyileştirme çalışmaları yapılırken, göl biliminden uzak, göl ekosistemine, gelecek kuşakların yaşamına ,ekonomisine  zarar verecek bu tür sazlık alanların bertaraf edilmesine izin verilmemeli ve  bu vb alanların acilen iyileştirilme çalışmalarına başlanılması çok önemlidir. Saygılarımla  Dr. Erol KESİCİ TTKD Bilim Danışmanı        
Eğirdir Gölü Altınkum kesimindeki onlarca dönümlük su içi kıyı ve kara bağlantısında sazlık, maki- çalılık- otsu alanlarca oluşan ekosistemde, biyolojik çeşitliliğin ve doğanın dengelerinde adeta geri dönülmez bir şekilde zarar görmesine neden olunan insan faaliyetleri (resmi) nedeniyle “ekolojik yıkım” yaşanmakta! Ekolojik yıkım, insanların doğaya, suya bakışlarındaki verdikleri tahribatlar sonucunda, susuzluğa, kuraklığa, ürün kaybına, küresel ısınmaya, katkı vermekteyse “ insanlık sucudur”!

ALTINKUM SAZLIĞI- “Eğirdir Belediyesi Halka Açık Piknik Alanı”

   2000 yılında Altınkum Koyundaki 50 dönümlük alan Eğirdir Belediyesine devredildi. Eğirdir Belediyesi burayı EĞİRDİR BELEDİYESİ HALKA AÇIK PİKNİK ALANI (EBHAP) ilan etti. İçerisine Altınkum ve İstasyon mahallelerinin ilk çocuk parkı da konumlandırıldı. Uzun yıllar; İl içi- il dışından- yurt dışından gelen çok sayıda kişiler ve aileler burayı rekreasyon–yürüyüş-kamp -olta ile balık avı sahası olarak kullandılar.
EBHAP’daki yüzlerce yetişkin çam, ladin, katran ve yaklaşık 20 dönüme yakın çalılık -makilik alanla ve burada yaşayan börtünün, böceğin, kaplumbağanın kuşun ve yöreye özgü kır çiçeklerin, yaşam alanlarını  oluşturmasının yanı sıra , göl kıyı kesiminde  yaklaşık  8 dönümlük alanda çok geniş bir alana yayılan sazlık- kamışlık bitkilerin hakim olduğu belli bir alanda yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim içinde bulunan canlılar ve bunların cansız öğelerinden oluşan doğal yapılardan  oluşan  ekosistem- sulak alan yer almaktaydı!

  Eğirdir kent merkezinde önemli bir ekosistem oluşturan bu sulak alanda, kara ve su ekosistemlerinin birleşmesiyle yeryüzünün en zengin doğal ortamı oluşmaktadır. Kızılırmak Deltasından sonra, Eğirdir Gölü (200-320 bin); ılımanlığı- sazlıklarının zengin besin içermesi nedeniyle, Türkiye’nin en fazla su kuşunun sayıldığı ikinci büyük alanıdır. Buradaki sulak alan canlılarıyla, koydaki çayırlık- otsu, makilik-çalı, ağaçlık, ağaçlar ve bu-bu çeşitlilikte yaşayan çok çeşitli canlıları ve kıyı kesimindeki doğal kayalar estetik yönünden de güzellikler sunmasının yanı sıra, üzerinde yer alan, buraya özgü- on binlerce yıllık liken ve karayosunları yer aldığı anıtsal kayalıkların tahrip edilmesi ekolojik- jeolojik kayıptır.

     EBHAP alandaki jeolojik ve ekolojik yapı   Eğridir’in- doğasının-doğal canlılarının kesitini, oluşturan bir doğa müzesi- bir arberetum (botanik bahçesi-ağaç parkı) gibidir ve biyolojik çeşitlilik yönünden çok zengindir. Üniversitelerin ve öğrencilerinin bilimsel çalışmalarına da katkı sunmaktaydı. Benimde içinde bulunduğum çok sayı tez ve bilimsel çalışmalarda bu koyda 300 üzerinde makroskobik bitki ve hayvan türü tespit edilmiş olup, bu türlerin buraya özgü 4 endemiği belirlenmiştir. 

    KUŞLARIN BARINAKLARI- YAŞAM ALANLARI YOK EDİLDİ!

   Koydaki sazlık alan; Eğirdir Gölü’ne gelen göçmen kuşların “konaklarından-uğrak-mola yerlerinden biridir” ve her yıl, uzak diyarlardan kuşlar burayı bilerek gelmektedirler. Kuşlar; göl çevresindeki tarım alanlarında- ağaç ve ağaççıklardaki zararlı canlılarla mücadeleye (biyolojik) önemli katkıları söz konusudur. Yoğun saz ve su bitkisi örtüsüyle, besin maddesi bakımından oldukça zengin tatlı su ekosisteminin kesitini oluşturan EBHAP; yörede yaşayan kuşlarla, göçmen kuşların; beslenme, konaklama- kuluçkaya yatma- alanlarıdır. Gölün en üretken ve değerli bölümlerinden birini oluşturan park; balık, kurbağa , su salyangozu, su yılanı, plankton vb  minik omurgasız canlılar, tatlı su kabukluları ve çok sayıdaki su böceklerinin, kaplumbağanın, kirpinin, sincabın,  köstebeğin - arıların, kelebeklerin   yaşama - kışlama - büyüme- çoğalma - barınma alanıdır. Kuşların, balıkların, memeli canlıların ve su canlılarının doğal ve korunaklı bu alanlarda çok sayıda yuvaları bulunur.

YILLARDIR YAPI AÇILMASI İSTENİLEN EKOSİSTEM!

 Yıllar içerisinde bu eşsiz koyun yapıya açılması istenilmişse de her seferinde yukarıda belirtiğimiz değerleri ve yasal nedenler öne sürülerek engellenmiştir. Uzun yıllar bakımsız bırakılan bu koyda geçtiğimiz nisan ayından itibaren buranın rekreasyon alanı (150mt ilerisinde Altınkum Plajı varken!) yapılacağıyla ilgili Eğirdir Belediyesince düzenlemelere başlanılmış.

     Yaptığımız araştırmalarda, görgü tanıklarının beyanatlarınca önce göl kıyısındaki sekiz dönüme yakın alandaki “sazlık-kamışlık sulak alanda (nisan ayında) 2 kez yangın çıkarılmış, daha sonra iş makinalarıyla sazlar bertaraf edildiği belirtilmektedir. Kamış ve sazlık su bitkileri çok dirençli ve kökleri birbirine ayrık otu gibi bağlı bitki topluluklarıdır. Kısa bir süre sonra alanda kamışlık ve saz bitkileri filizlenmeye başlamış. Yörede yaşayan görgü tanıklarının uyarılarına rağmen bu kez “yeni yeşermeye başlayan sazlık alana 2 kez  aralıklarla  “ot öldürücü” kimyasalların döküldüğü belirtilmektedir”.

 Diğer bir “kıyım” ise sulak alanla bütünlük oluşturan daha önce de tahrip edilmesini önlediğimiz kara kesimindeki; yüzlerce maki ve çalı topluluklarının iş makinalarıyla “bertaraf” edilmesi ve gölün kıyı kesiminde oluşan devasa kayalıkların parçalanmasına olmuştur.

YASA ve YÖNETMELİKLERİN ÖNÜNE GEÇMEK! NASILKORUYACAĞIZ HAYATIN KAYNAĞINI?

    TC Tarım ve Orman Bakanlığınca çıkarılan “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinde, (Madde 11’de) belirtildiği üzere mutlak, hassas ve sürdürülebilir koruma bölgelerinde saz ve diğer bitki türlerinin yakılması, sazların sökülmesi ve tahrip edilmesi yasaktır(Res. Gaz. 2014)  

“Sulak alanların korunmasında aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur.” Uyuldu mu? Neden?

a) Sulak alanların kirletilmemesi, doğal yapılarının ve ekolojik karakterlerinin korunması zorunludur. Her türlü arazi ve su kullanım planlamalarında, sulak alanların işlev ve değerlerinin korunması gözetilir (Madde 6). Sulak alanların kirletilmemesi, doğal yapılarının ve ekolojik karakterlerinin korunması zorunludur. Her türlü arazi ve su kullanım planlamalarında, sulak alanların işlev ve değerlerinin korunması gözetilir.” Gözetildi mi?

 “b) Sulak alanlarda biyolojik çeşitliliğin korunması ve geliştirilmesi ilgili idaresince gerekli tedbirler alınır veya aldırılır.”Biyolojik çeşitlilik, besin zinciri, enerji alış verişi, karasal bağlantı yok edilmedi mi?

 “d Kurutulmuş sulak alanların teknik ve ekonomik olarak uygun olanlarının geri kazanımı için gerekli tedbirler alınır.”  Alındı mı?

“e) Sulak alanlarda su kuşları popülasyonlarının korunmasına ve arttırılmasına itina gösterilir.  Sazlık alanların tamamen ortadan kaldırılması sonucunda, mevsimsel göç edici kuşlarla, burada yıl boyu kalıcı olan binlerce kuş türünün yaşam alanı yok edildiğinden, bu alanda kuşlara rastlanmamaktadır.” Ya diğer yüzlerce tür, mikrobiyota? Her bakımdan “insani felaket”!  

“f) Havzada yapılacak proje ve faaliyetlerin sulak alana etkisi dikkate alınır.” Alındı mı?

“Doldurma ve kurutma MADDE 7 – (1) Sulak alanların doldurulması ve kurutulması yasaktır. Bu yolla arazi kazanılamaz. Bu hükme aykırı olarak arazi kazanılması halinde söz konusu alan faaliyet sahibince eski haline getirilir.” Yakma, dozerle talan, kimyasal bırakma! Eski haline nasıl gelecekse düşünülmekte mi?

“Saz kesimi MADDE 11 – (1) (Değişik:RG-23/10/2019-30927)   Sulak alanlarda saz ve diğer bitki türlerinin yakılması, sazların sökülmesi ve tahrip edilmesi yasaktır.”  Niye kestiniz?

 SAZ OLMAZSA;

Sazlıklar, birçok nadir ve hassas tür de dahil olmak üzere bitkiler, kuşlar ve omurgasızlar için önemli bir yaşam alanıdır. Yüzlerce omurgasız canlı türü sazlıklarla ilişkilidir. Sazlıkları-turbanın yakılması yıllarca depolanmış karbonun atmosfere sera gazı karbondioksit olarak salınmasına neden olabilmektedir. Sazlıklar, birçok nadir ve hassas tür de dahil olmak üzere bitkiler, kuşlar ve omurgasızlar için önemli bir yaşam alanıdır. Yüzlerce omurgasız canlı türü sazlıklarla ilişkilidir. Sazlık yangınlarından sonra, ilkbaharda kuşların üremesi için uygun habitat koşulları ortadan kalkmış olacaktır. Sazlar yeniden yeşerene kadar güvenli üreme ve barınma alanlarını kaybetmiş birçok kuş türünün üremesi gecikebilir ve yeni yerler bulmak zorunda kalacaklardır. Sazların yakılması sonrası kelebeklerin, böceklerin ve bazı örümceklerin sayılarındaki azalma sonucu ötücü kuşların bolluğunda büyük oranda azalmalar görüldüğü, bu durumun muhtemel besin kısıtlanmasıyla ilişkili olduğu belirtilmektedir. Sazlar yeniden yeşerene kadar güvenli üreme ve barınma alanlarını kaybetmiş birçok kuş türünün üremesi gecikebilir ve yeni yerler bulmak zorunda kalabilirler.

İKLİM KANUNU NİYE YÜRÜRLÜĞE GİRDİ? İKLİM KANUNUNA UYGUN MU?

  Ülkemiz geçtiğimiz günlerde “İklim Kanunu” yürürlüğe girmiştir.  İklim Kanunun, özünü “karbon ayak izinin azaltılması” oluşturmaktadır. Doğada, masrafsız, Karbon ayak izini azaltan en önemli su kaynakları ve bitkileridir. Sazlık alanları, su bitkileri, su içi yapıları en önemli karbon emicileridir ve karbon depo ederler, oksijen üretirler. Buna rağmen bu tür doğa tahribatları göl ekosistemine, kuraklığın giderek artmasına, iklim krizine katkı sunmaktır. Nasıl ki damlaya damlaya göl oluyorsa, bu tür tahribatlarla küresel ısınma , kuraklık sinsice , sessiz felaketlere neden olmaktadır. O zaman bu ne perhiz bu ne ….?

   Eğirdir Gölü çok ciddi sorunlar yaşamakta olup , kuruma periyoduna girmiştir,  tarım için su verilemez, içme suyu için suyu adeta kullanılamaz hale gelmekteyken, göl için  iyileştirme çalışmaları yapılırken, göl biliminden uzak, göl ekosistemine, gelecek kuşakların yaşamına ,ekonomisine  zarar verecek bu tür sazlık alanların bertaraf edilmesine izin verilmemeli ve  bu vb alanların acilen iyileştirilme çalışmalarına başlanılması çok önemlidir.

Saygılarımla  Dr. Erol KESİCİ TTKD Bilim Danışmanı

 

 

 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.