ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ YOKSULLUĞA TERK ETMEYECEGİZ

SİYASET 14.09.2026 - 23:31, Güncelleme: 14.09.2026 - 23:31
 

ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ YOKSULLUĞA TERK ETMEYECEGİZ

.
ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ YOKSULLUĞA TESLİM ETMEYECEĞİZ Yeni eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla yazılı bir açıklama yapan Yeni Parti Isparta Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı, milyonlarca öğrencinin yeniden okul sıralarındaki yerini aldığını belirterek, yeni eğitim yılının yalnızca iyi dileklerle karşılanamayacağını söyledi. Yeni Parti Isparta Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı, yeni eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla yaptığı açıklamada; çocuk yoksulluğundan okul terklerine, MESEM’lerde yaşanan iş kazaları ve ölümlerden öğretmenlerin özlük haklarına, okulların güvenlik ve temizlik sorunlarından ücretsiz okul yemeği talebine kadar eğitim sistemindeki sorunlara dikkat çekti. Halıcı, “Eğitim bir ayrıcalık değil, her çocuğun temel hakkıdır. Çocuklarımızın geleceğini bugünün ekonomik krizine, yoksulluğuna ve eşitsizliğine teslim etmeyeceğiz” dedi. Türkiye’de çocukların eğitim hakkının ağır ekonomik ve sosyal sorunların gölgesinde kaldığını ifade eden Halıcı, TÜİK verilerine göre çocukların yüzde 36,8’inin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olduğunu, ortaöğretimi tamamlama oranının ise yüzde 81,3 seviyesinde bulunduğunu belirtti. “1 MİLYON 646 BİN ÇOCUK LİSEYE KAYIT YAPTIRMADI” Eğitimden kopuşun boyutlarına dikkat çeken Halıcı, 2017-2018 eğitim-öğretim yılından bu yana ortaokuldan mezun olduğu halde liseye kayıt yaptıramayan veya yaptırmayan öğrenci sayısının 1 milyon 646 bin 674’e ulaştığını ifade etti. Halıcı, “Mesele yalnızca çocuklarımızın okulda ne öğrendiği değil, okulda kalıp kalamadığıdır. Yoksulluk, ekonomik imkansızlıklar, çocukların çalışmak zorunda bırakılması ve fırsat eşitsizliği nedeniyle eğitimden kopan her çocuk, Türkiye’nin geleceğinden eksilen bir çocuktur” dedi. “PISA’DAKİ BAŞARI ÖĞRETMENLERİMİZİN EMEĞİDİR” Milli Eğitim Bakanlığı’nın uluslararası sınav sonuçlarını kendi başarısı gibi sunmaması gerektiğini söyleyen Halıcı, PISA sonuçlarının Türkiye’de bölgeler ve okul türleri arasındaki eğitim eşitsizliklerini de ortaya koyduğunu savundu. Halıcı, “Bakanlık her eleştiriye PISA sonuçlarıyla cevap vermeye hazırlanıyor. Ancak oradaki başarı öncelikle öğretmenlerimizin emeğidir. Aynı sonuçlar, çocuklarımızın hangi bölgede doğduğuna ve hangi okul türünde eğitim gördüğüne göre büyük farklılıkların bulunduğunu da gösteriyor. Eğitimde fırsat eşitliğini sağlayamayan bir sistem başarı hikayesi anlatamaz” ifadelerini kullandı. “MESEM ÇOCUKLARIN UCUZ İŞGÜCÜNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜĞÜ BİR SİSTEM OLAMAZ” Mesleki eğitimin önemini kabul ettiklerini ancak MESEM uygulamasının çocukların can güvenliğini riske atan bir yapıya dönüşmemesi gerektiğini belirten Halıcı, MESEM’lerde yaşanan iş kazaları ve ölümlere dikkat çekti. Halıcı şöyle konuştu: “Mesleki eğitim elbette önemlidir. Ancak MESEM, çocukların ucuz ve güvencesiz işgücüne dönüştürüldüğü bir sistem haline getirilemez. Çocuklarımız eğitim alırken hayatlarını kaybediyor. Eğitim hakkı ile çalışma hakkı birbirine karıştırılmamalıdır. Bir çocuğun can güvenliğinden daha önemli hiçbir ekonomik gerekçe olamaz.” “ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER BEKLERKEN 72 BİNE YAKIN ÜCRETLİ ÖĞRETMEN ÇALIŞTIRILIYOR” Öğretmenlerin yaşadığı sorunlara da değinen Halıcı, bir tarafta atama bekleyen öğretmenlerin bulunduğunu, diğer tarafta ise kamudaki öğretmen ihtiyacının ücretli öğretmenler aracılığıyla karşılanmaya çalışıldığını belirtti. Yaklaşık 72 bin ücretli öğretmenin çalıştırıldığını ifade eden Halıcı, bunun eğitim politikalarında ciddi bir planlama sorunu olduğunu söyledi. Halıcı, “Bir yanda yıllarca atanmayı bekleyen öğretmenlerimiz var, diğer yanda ücretli öğretmenlerle eğitim açığı kapatılmaya çalışılıyor. Bu tablo sürdürülebilir değildir. Öğretmenlerimizin emeği güvencesiz çalışma biçimleriyle değersizleştirilemez” dedi. “ÖZEL SEKTÖR ÖĞRETMENLERİ GÜVENCESİZLİĞE MAHKUM EDİLİYOR” Özel öğretim kurumlarında çalışan yaklaşık 200 bin öğretmenin taban maaş talebinin karşılanmadığını belirten Halıcı, öğretmenlerin düşük ücret, uzun çalışma saatleri ve güvencesizlikle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Mülakat mağduru 1611 öğretmenin üç yıl sonra göreve başlatılmasını da değerlendiren Halıcı, bu öğretmenlerin kadro yerine 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında belirli süreli sözleşmeyle çalıştırılmasını eleştirdi. Halıcı, “Mülakatla elediğiniz öğretmeni üç yıl sonra güvencesiz bir sözleşmeyle çalıştırmak çözüm değildir. Bu, mağduriyetin ortadan kaldırılması değil, mağduriyetin biçiminin değiştirilmesidir” diye konuştu. “OKULUN KAPISINI VELİYE KAPATMAK GÜVENLİK DEĞİLDİR” Okullarda güvenlik sorunlarının da devam ettiğini belirten Halıcı, öğrencilerin güvenli ve sağlıklı ortamlarda eğitim görmesinin devletin temel sorumluluğu olduğunu söyledi. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan saldırılarda öğretmen ve öğrencilerin hayatını kaybettiğini, çok sayıda çocuğun yaralandığını hatırlatan Halıcı, benzer acıların tekrar yaşanmaması için kalıcı önlemlerin alınması gerektiğini ifade etti. Halıcı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın velilerin okullara girişini randevu sistemine bağlayan düzenlemesini de eleştirerek şunları söyledi: “Okulun kapısını veliye kapatmak güvenlik değildir. Güvenlik, okul kapısında kadrolu ve nitelikli bir güvenlik görevlisinin bulunmasıdır. Biz 65 bin güvenlik görevlisi ve 75 bin okul sağlığı hemşiresi istihdam edilmesi için kanun teklifleri verdik. Ancak bu teklifler komisyon gündemine dahi alınmadı.” “ÇOCUKLARIMIZ OKULA AÇ GİDİYOR” Okullardaki temizlik ve beslenme sorunlarına da dikkat çeken Halıcı, okulların halen geçici personel uygulamalarıyla temizlenmeye çalışıldığını, bazı okullarda temel hijyen ihtiyaçlarının velilerden toplanan paralarla karşılandığını söyledi. Halıcı, “Her dört çocuktan birinin okula aç gitmek zorunda kaldığı bir ülkede eğitim başarısından söz etmek mümkün değildir. Çocuklarımızın temiz içme suyuna ve en az bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemeğe erişimi devletin sorumluluğudur” dedi. Ücretsiz okul yemeği, temizlik, güvenlik ve okul sağlığı hizmetleri için verdikleri kanun tekliflerinin TBMM komisyonlarında gündeme alınmadığını belirten Halıcı, 2026 bütçesinde ücretsiz okul yemeği amacıyla verdikleri önergenin AKP milletvekillerinin oylarıyla reddedildiğini söyledi. “KAYNAK YOK DEĞİL, TERCİH YOK” Eğitim alanındaki temel ihtiyaçların karşılanması için kaynak bulunduğunu savunan Halıcı, okul yemeği, 100 bin temizlik görevlisi, 65 bin güvenlik görevlisi ve 75 bin okul hemşiresinin yıllık maliyetinin yaklaşık 460 milyar lira olduğunu belirtti. Halıcı, “Bu yıl yandaşlardan alınmamasına karar verilen verginin 768 milyar lira olduğunu ifade ediyoruz. Bunun yüzde 60’ıyla çocuklarımızın okul yemeğini, okullarımızın temizliğini, güvenliğini ve sağlık hizmetlerini karşılamak mümkün. Dolayısıyla mesele kaynak yokluğu değildir. Mesele siyasi tercihtir” dedi. “EĞİTİMİ PİYASANIN, TARİKATLARIN VE SİYASİ YAPILARIN İNSAFINA BIRAKMAYACAĞIZ” Haziran ayında dört muhalefet partisi olarak Milli Eğitim Komisyonu’nu İç Tüzük hükümleri doğrultusunda toplantıya çağırdıklarını ancak Komisyon Başkanı’nın çağrıya yanıt vermediğini belirten Halıcı, eğitim politikalarının TBMM’de açık biçimde tartışılması gerektiğini söyledi. Yeni Parti’nin eğitim anlayışının temelinde laik, bilimsel, kamusal, parasız ve nitelikli eğitim bulunduğunu ifade eden Halıcı, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “AKP ve Saray rejimi eğitimi piyasanın, tarikatların ve siyasi yapıların insafına terk etmekten vazgeçmelidir. Çocukların ve gençlerin üstün yararını esas alan; öğretmeni itibarlı ve güvenceli, okulu temiz ve güvenli, eğitimi laik ve kamusal bir sistem kurmak zorundayız. Okullarımızı ülkemizin en güvenilir kamu kurumları haline getirmeliyiz. Öğretmenlerimizin hakları derhal iade edilmelidir. Çocuklarımızı MESEM’lerde ölüme terk etmeyin. Piyasacı ve rantçı eğitim anlayışından vazgeçin. Çocuklarımıza temiz içme suyu ve bir öğün ücretsiz yemek verin. Zengin-fakir ayrımı yapmadan her çocuğun eğitimde fırsat eşitliğine sahip olduğu bir Türkiye istiyoruz. Bir çocuğun hangi mahallede veya hangi ailede doğduğu onun geleceğini belirlememelidir. Bir öğrencinin beslenme çantası ailesinin gelirine göre değişmemelidir. Bir öğretmenin yaşam standardı, mesleğinin saygınlığıyla çelişmemelidir. Hiçbir çocuk yoksulluk nedeniyle okuldan kopmamalı, hiçbir öğretmen güvencesizlik nedeniyle mesleğinden soğumamalı, hiçbir aile ‘Çocuğumu okutamıyorum’ demek zorunda kalmamalıdır. Yeni eğitim-öğretim yılının başta sevgili öğrencilerimiz olmak üzere velilerimize, öğretmenlerimize ve tüm eğitim emekçilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Çocuklarımızın hayallerinin yoksulluktan daha büyük, öğretmenlerimizin emeğinin ise herhangi bir ücret bordrosundan daha değerli olduğu bir Türkiye’yi hep birlikte kuracağız. Yeni Parti olarak bunun mücadelesini Meclis’te, sokakta ve hayatın her alanında vermeye devam edeceğiz.”
.
ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ YOKSULLUĞA TESLİM ETMEYECEĞİZ Yeni eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla yazılı bir açıklama yapan Yeni Parti Isparta Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı, milyonlarca öğrencinin yeniden okul sıralarındaki yerini aldığını belirterek, yeni eğitim yılının yalnızca iyi dileklerle karşılanamayacağını söyledi. Yeni Parti Isparta Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı, yeni eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla yaptığı açıklamada; çocuk yoksulluğundan okul terklerine, MESEM’lerde yaşanan iş kazaları ve ölümlerden öğretmenlerin özlük haklarına, okulların güvenlik ve temizlik sorunlarından ücretsiz okul yemeği talebine kadar eğitim sistemindeki sorunlara dikkat çekti. Halıcı, “Eğitim bir ayrıcalık değil, her çocuğun temel hakkıdır. Çocuklarımızın geleceğini bugünün ekonomik krizine, yoksulluğuna ve eşitsizliğine teslim etmeyeceğiz” dedi. Türkiye’de çocukların eğitim hakkının ağır ekonomik ve sosyal sorunların gölgesinde kaldığını ifade eden Halıcı, TÜİK verilerine göre çocukların yüzde 36,8’inin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olduğunu, ortaöğretimi tamamlama oranının ise yüzde 81,3 seviyesinde bulunduğunu belirtti. “1 MİLYON 646 BİN ÇOCUK LİSEYE KAYIT YAPTIRMADI” Eğitimden kopuşun boyutlarına dikkat çeken Halıcı, 2017-2018 eğitim-öğretim yılından bu yana ortaokuldan mezun olduğu halde liseye kayıt yaptıramayan veya yaptırmayan öğrenci sayısının 1 milyon 646 bin 674’e ulaştığını ifade etti. Halıcı, “Mesele yalnızca çocuklarımızın okulda ne öğrendiği değil, okulda kalıp kalamadığıdır. Yoksulluk, ekonomik imkansızlıklar, çocukların çalışmak zorunda bırakılması ve fırsat eşitsizliği nedeniyle eğitimden kopan her çocuk, Türkiye’nin geleceğinden eksilen bir çocuktur” dedi. “PISA’DAKİ BAŞARI ÖĞRETMENLERİMİZİN EMEĞİDİR” Milli Eğitim Bakanlığı’nın uluslararası sınav sonuçlarını kendi başarısı gibi sunmaması gerektiğini söyleyen Halıcı, PISA sonuçlarının Türkiye’de bölgeler ve okul türleri arasındaki eğitim eşitsizliklerini de ortaya koyduğunu savundu. Halıcı, “Bakanlık her eleştiriye PISA sonuçlarıyla cevap vermeye hazırlanıyor. Ancak oradaki başarı öncelikle öğretmenlerimizin emeğidir. Aynı sonuçlar, çocuklarımızın hangi bölgede doğduğuna ve hangi okul türünde eğitim gördüğüne göre büyük farklılıkların bulunduğunu da gösteriyor. Eğitimde fırsat eşitliğini sağlayamayan bir sistem başarı hikayesi anlatamaz” ifadelerini kullandı. “MESEM ÇOCUKLARIN UCUZ İŞGÜCÜNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜĞÜ BİR SİSTEM OLAMAZ” Mesleki eğitimin önemini kabul ettiklerini ancak MESEM uygulamasının çocukların can güvenliğini riske atan bir yapıya dönüşmemesi gerektiğini belirten Halıcı, MESEM’lerde yaşanan iş kazaları ve ölümlere dikkat çekti. Halıcı şöyle konuştu: “Mesleki eğitim elbette önemlidir. Ancak MESEM, çocukların ucuz ve güvencesiz işgücüne dönüştürüldüğü bir sistem haline getirilemez. Çocuklarımız eğitim alırken hayatlarını kaybediyor. Eğitim hakkı ile çalışma hakkı birbirine karıştırılmamalıdır. Bir çocuğun can güvenliğinden daha önemli hiçbir ekonomik gerekçe olamaz.” “ATANAMAYAN ÖĞRETMENLER BEKLERKEN 72 BİNE YAKIN ÜCRETLİ ÖĞRETMEN ÇALIŞTIRILIYOR” Öğretmenlerin yaşadığı sorunlara da değinen Halıcı, bir tarafta atama bekleyen öğretmenlerin bulunduğunu, diğer tarafta ise kamudaki öğretmen ihtiyacının ücretli öğretmenler aracılığıyla karşılanmaya çalışıldığını belirtti. Yaklaşık 72 bin ücretli öğretmenin çalıştırıldığını ifade eden Halıcı, bunun eğitim politikalarında ciddi bir planlama sorunu olduğunu söyledi. Halıcı, “Bir yanda yıllarca atanmayı bekleyen öğretmenlerimiz var, diğer yanda ücretli öğretmenlerle eğitim açığı kapatılmaya çalışılıyor. Bu tablo sürdürülebilir değildir. Öğretmenlerimizin emeği güvencesiz çalışma biçimleriyle değersizleştirilemez” dedi. “ÖZEL SEKTÖR ÖĞRETMENLERİ GÜVENCESİZLİĞE MAHKUM EDİLİYOR” Özel öğretim kurumlarında çalışan yaklaşık 200 bin öğretmenin taban maaş talebinin karşılanmadığını belirten Halıcı, öğretmenlerin düşük ücret, uzun çalışma saatleri ve güvencesizlikle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Mülakat mağduru 1611 öğretmenin üç yıl sonra göreve başlatılmasını da değerlendiren Halıcı, bu öğretmenlerin kadro yerine 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında belirli süreli sözleşmeyle çalıştırılmasını eleştirdi. Halıcı, “Mülakatla elediğiniz öğretmeni üç yıl sonra güvencesiz bir sözleşmeyle çalıştırmak çözüm değildir. Bu, mağduriyetin ortadan kaldırılması değil, mağduriyetin biçiminin değiştirilmesidir” diye konuştu. “OKULUN KAPISINI VELİYE KAPATMAK GÜVENLİK DEĞİLDİR” Okullarda güvenlik sorunlarının da devam ettiğini belirten Halıcı, öğrencilerin güvenli ve sağlıklı ortamlarda eğitim görmesinin devletin temel sorumluluğu olduğunu söyledi. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan saldırılarda öğretmen ve öğrencilerin hayatını kaybettiğini, çok sayıda çocuğun yaralandığını hatırlatan Halıcı, benzer acıların tekrar yaşanmaması için kalıcı önlemlerin alınması gerektiğini ifade etti. Halıcı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın velilerin okullara girişini randevu sistemine bağlayan düzenlemesini de eleştirerek şunları söyledi: “Okulun kapısını veliye kapatmak güvenlik değildir. Güvenlik, okul kapısında kadrolu ve nitelikli bir güvenlik görevlisinin bulunmasıdır. Biz 65 bin güvenlik görevlisi ve 75 bin okul sağlığı hemşiresi istihdam edilmesi için kanun teklifleri verdik. Ancak bu teklifler komisyon gündemine dahi alınmadı.” “ÇOCUKLARIMIZ OKULA AÇ GİDİYOR” Okullardaki temizlik ve beslenme sorunlarına da dikkat çeken Halıcı, okulların halen geçici personel uygulamalarıyla temizlenmeye çalışıldığını, bazı okullarda temel hijyen ihtiyaçlarının velilerden toplanan paralarla karşılandığını söyledi. Halıcı, “Her dört çocuktan birinin okula aç gitmek zorunda kaldığı bir ülkede eğitim başarısından söz etmek mümkün değildir. Çocuklarımızın temiz içme suyuna ve en az bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemeğe erişimi devletin sorumluluğudur” dedi. Ücretsiz okul yemeği, temizlik, güvenlik ve okul sağlığı hizmetleri için verdikleri kanun tekliflerinin TBMM komisyonlarında gündeme alınmadığını belirten Halıcı, 2026 bütçesinde ücretsiz okul yemeği amacıyla verdikleri önergenin AKP milletvekillerinin oylarıyla reddedildiğini söyledi. “KAYNAK YOK DEĞİL, TERCİH YOK” Eğitim alanındaki temel ihtiyaçların karşılanması için kaynak bulunduğunu savunan Halıcı, okul yemeği, 100 bin temizlik görevlisi, 65 bin güvenlik görevlisi ve 75 bin okul hemşiresinin yıllık maliyetinin yaklaşık 460 milyar lira olduğunu belirtti. Halıcı, “Bu yıl yandaşlardan alınmamasına karar verilen verginin 768 milyar lira olduğunu ifade ediyoruz. Bunun yüzde 60’ıyla çocuklarımızın okul yemeğini, okullarımızın temizliğini, güvenliğini ve sağlık hizmetlerini karşılamak mümkün. Dolayısıyla mesele kaynak yokluğu değildir. Mesele siyasi tercihtir” dedi. “EĞİTİMİ PİYASANIN, TARİKATLARIN VE SİYASİ YAPILARIN İNSAFINA BIRAKMAYACAĞIZ” Haziran ayında dört muhalefet partisi olarak Milli Eğitim Komisyonu’nu İç Tüzük hükümleri doğrultusunda toplantıya çağırdıklarını ancak Komisyon Başkanı’nın çağrıya yanıt vermediğini belirten Halıcı, eğitim politikalarının TBMM’de açık biçimde tartışılması gerektiğini söyledi. Yeni Parti’nin eğitim anlayışının temelinde laik, bilimsel, kamusal, parasız ve nitelikli eğitim bulunduğunu ifade eden Halıcı, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “AKP ve Saray rejimi eğitimi piyasanın, tarikatların ve siyasi yapıların insafına terk etmekten vazgeçmelidir. Çocukların ve gençlerin üstün yararını esas alan; öğretmeni itibarlı ve güvenceli, okulu temiz ve güvenli, eğitimi laik ve kamusal bir sistem kurmak zorundayız. Okullarımızı ülkemizin en güvenilir kamu kurumları haline getirmeliyiz. Öğretmenlerimizin hakları derhal iade edilmelidir. Çocuklarımızı MESEM’lerde ölüme terk etmeyin. Piyasacı ve rantçı eğitim anlayışından vazgeçin. Çocuklarımıza temiz içme suyu ve bir öğün ücretsiz yemek verin. Zengin-fakir ayrımı yapmadan her çocuğun eğitimde fırsat eşitliğine sahip olduğu bir Türkiye istiyoruz. Bir çocuğun hangi mahallede veya hangi ailede doğduğu onun geleceğini belirlememelidir. Bir öğrencinin beslenme çantası ailesinin gelirine göre değişmemelidir. Bir öğretmenin yaşam standardı, mesleğinin saygınlığıyla çelişmemelidir. Hiçbir çocuk yoksulluk nedeniyle okuldan kopmamalı, hiçbir öğretmen güvencesizlik nedeniyle mesleğinden soğumamalı, hiçbir aile ‘Çocuğumu okutamıyorum’ demek zorunda kalmamalıdır. Yeni eğitim-öğretim yılının başta sevgili öğrencilerimiz olmak üzere velilerimize, öğretmenlerimize ve tüm eğitim emekçilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Çocuklarımızın hayallerinin yoksulluktan daha büyük, öğretmenlerimizin emeğinin ise herhangi bir ücret bordrosundan daha değerli olduğu bir Türkiye’yi hep birlikte kuracağız. Yeni Parti olarak bunun mücadelesini Meclis’te, sokakta ve hayatın her alanında vermeye devam edeceğiz.”
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.