GÜL'ÜN TANINIRLIGİNI DEĞİL GELECEĞİNİ KONUŞALIM

ISPARTA 29.09.2026 - 22:17, Güncelleme: 29.09.2026 - 22:17
 

GÜL'ÜN TANINIRLIGİNI DEĞİL GELECEĞİNİ KONUŞALIM

.
Gülün Tanınırlığını Değil, Geleceğini Konuşalım.... ​Geçtiğimiz günlerde Ankara’da yapılan bir sokak röportajında "Gül nerede yetişir?" sorusuna verilen yanıtlar ve Isparta’yı bilmeyenlerin varlığı, şehirde suni bir gündem oluşturdu. Şehrin tanıtımı elbette önemli bir başlıktır; nasıl yapılması gerektiğini, markalarımızın nasıl öne çıkarılacağını elbette planlı ve programlı bir şekilde tartışabiliriz. Ancak birkaç dakikalık bir sokak röportajından çıkan yüzeysel sonuçlar, bu şehrin asıl gündemini işgal etmemelidir. ​Isparta’nın çözüm bekleyen çok daha hayati ve acil meseleleri var. Yıllardır tamamlanmayı bekleyen Dereboğazı duble yolu, Isparta-Konya aksı ve şehir merkezini kilitleyen ulaşım, trafik ve otopark sorunları ilk sırada duruyor. Bunun yanı sıra hızlı tren projesinin akıbeti ve şehre çekilmesi gereken yeni sanayi yatırımları, ertelenemez önceliklerimiz arasındadır. Çok değil, daha düne kadar "yaşanabilirlik" endekslerinde elde ettiğimiz liderliği yeniden yakalamak istiyorsak; üretime, istihdama ve ihracata odaklanmak zorundayız. ​Şöyle bir durup düşünelim: Türkiye’deki 85 milyon insanın tamamı gülün Isparta’da yetiştiğini ezberlese ne değişir? Bu durum gülün rekoltesini mi artırır, üreticinin cebine giren parayı mı katlar, yoksa kozmetik devlerini şehre yatırıma mı ikna eder? Gülün tarihçesini bilmek ya da çiçeğin kaç yapraktan oluştuğunu ezberlemek sadece genel kültürümüzü artırır, Isparta ekonomisine somut bir katkı sağlamaz. ​Acı bir gerçekle yüzleşmek zorundayız: Dünya kozmetik sektörü yaklaşık 200 milyar avroluk bir büyüklüğe ulaşmışken, gülün başkenti olan Isparta’nın bu pastadan aldığı pay sadece 50-60 milyon avro civarında kalıyorsa burada derin bir vizyon sorunu var demektir. Zamanında halıcılıkta yaşadığımız kaybı unutmayalım. Dün el dokuması halıdaki marka değerimizi makine halıcılığına kaptırdık; bugün "Isparta halının başkentidir" demek ekonomimiz için hiçbir anlam ifade etmiyor. Aynı kaderi gül için de yaşamak istemiyorsak yüzeysel tartışmaları bir kenara bırakmalıyız. ​Özetle; sokak röportajlarının ve magazinel algıların arkasına sığınmayı bırakıp mantıklı adımlar atmalıyız. Isparta olarak gülün sadece tanınırlığıyla avunmayı değil; katma değerini, sanayisini ve geleceğini konuşup tartışmak zorundayız. Gerisi yalnızca vakit kaybıdır.
.
Gülün Tanınırlığını Değil, Geleceğini Konuşalım.... ​Geçtiğimiz günlerde Ankara’da yapılan bir sokak röportajında "Gül nerede yetişir?" sorusuna verilen yanıtlar ve Isparta’yı bilmeyenlerin varlığı, şehirde suni bir gündem oluşturdu. Şehrin tanıtımı elbette önemli bir başlıktır; nasıl yapılması gerektiğini, markalarımızın nasıl öne çıkarılacağını elbette planlı ve programlı bir şekilde tartışabiliriz. Ancak birkaç dakikalık bir sokak röportajından çıkan yüzeysel sonuçlar, bu şehrin asıl gündemini işgal etmemelidir. ​Isparta’nın çözüm bekleyen çok daha hayati ve acil meseleleri var. Yıllardır tamamlanmayı bekleyen Dereboğazı duble yolu, Isparta-Konya aksı ve şehir merkezini kilitleyen ulaşım, trafik ve otopark sorunları ilk sırada duruyor. Bunun yanı sıra hızlı tren projesinin akıbeti ve şehre çekilmesi gereken yeni sanayi yatırımları, ertelenemez önceliklerimiz arasındadır. Çok değil, daha düne kadar "yaşanabilirlik" endekslerinde elde ettiğimiz liderliği yeniden yakalamak istiyorsak; üretime, istihdama ve ihracata odaklanmak zorundayız. ​Şöyle bir durup düşünelim: Türkiye’deki 85 milyon insanın tamamı gülün Isparta’da yetiştiğini ezberlese ne değişir? Bu durum gülün rekoltesini mi artırır, üreticinin cebine giren parayı mı katlar, yoksa kozmetik devlerini şehre yatırıma mı ikna eder? Gülün tarihçesini bilmek ya da çiçeğin kaç yapraktan oluştuğunu ezberlemek sadece genel kültürümüzü artırır, Isparta ekonomisine somut bir katkı sağlamaz. ​Acı bir gerçekle yüzleşmek zorundayız: Dünya kozmetik sektörü yaklaşık 200 milyar avroluk bir büyüklüğe ulaşmışken, gülün başkenti olan Isparta’nın bu pastadan aldığı pay sadece 50-60 milyon avro civarında kalıyorsa burada derin bir vizyon sorunu var demektir. Zamanında halıcılıkta yaşadığımız kaybı unutmayalım. Dün el dokuması halıdaki marka değerimizi makine halıcılığına kaptırdık; bugün "Isparta halının başkentidir" demek ekonomimiz için hiçbir anlam ifade etmiyor. Aynı kaderi gül için de yaşamak istemiyorsak yüzeysel tartışmaları bir kenara bırakmalıyız. ​Özetle; sokak röportajlarının ve magazinel algıların arkasına sığınmayı bırakıp mantıklı adımlar atmalıyız. Isparta olarak gülün sadece tanınırlığıyla avunmayı değil; katma değerini, sanayisini ve geleceğini konuşup tartışmak zorundayız. Gerisi yalnızca vakit kaybıdır.
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.