ANNEYE MEKTUP

ISPARTA 14.05.2026 - 00:33, Güncelleme: 14.05.2026 - 01:02
 

ANNEYE MEKTUP

Hafta sonu kutladığımız anneler günü, her ne kadar geride kalsada kimileri için bir hüzün, kimileri için bir özlem olarak yansıdı sosyal medyaya. Sosyolog, emekli eğitimci sayfamızın yazarı H.Huseyin Akagunduzde geçmişe özlemle merhum annesini anarak, ANNELER GUNU'nu kutladı. Ahhh ANNE...!!!!                        Geri gelsin, beş kişi oturduğumuz sofralar..              Aynı tabaktan yemelerimiz..              Geri gelsin; sen evde yokken evi temizleyip, seni mutlu ettiğimiz günler.. Geri gelsin otuzlu yaşların.. Soba yakmanı özledim anne.. Biz yataktayken daha sobanın külünü boşaltırdın ya.. Nasıl da ses çıkarırdı.. Nasıl da kızardık sana..                             Ama o zahmetin ardından gelen sıcaklık..                    Güğümden gelen tıslamalar..            AHHH "pause" tuşuna basıp dondurabilseymişiz zamanı..                Yada "geri" tuşuna basıp, dönsek o doyulmamış günlere..                   O zaman sabahın körü dediğimiz, şimdilerde "sabahın nuru" olduğunu anladığımız sabahın altısına geri dönsek.. Ve yine yaksan sobamızı.. Üstünde demlenen çayımız olsa..                           Yataktan çıkmak istemesek biz..     Yere kurduğun sofra.. Soba üstünde kızaran ekmeklerle çağırsan bizi sofraya..                        O telâşenin arasında siyah okul önlüğümün düşen yaka düğmesini diksen..                                                       AHHH anne, bu isteklerim ne kadar da ulaşılmaz.. Ne kadar basit, ne kadar sıradan...                         Ama ne kadar değerli anne...                                                              Verseler o günleri bana yeniden..            AHHH anne, paha biçilemez ki!                                                                                                  Hatırlar mısın anne?          Beslenme saati için makarna poşetlerini atmaz biriktirirdin.. Ekmek arası/dürüm yapardın da makarna poşetine koyardın.. Çünkü üç kardeştik.. Memur çocuğu da değildik ve yokluk vardı.. Ama o yokluk ne tatlıymış be anne..                                                                  Şimdi benim çocuklarımda memur çocuğu ama bizim çocukluğumuz gibi değil anne..                 Bilmiyorum varlık mı iyi, yokluk mu? Biz neyi kaçırıyoruz bu hayatta be anne? Neyi beceremiyoruz, ya da bilmiyoruz?           Sen nasıl becerdin anne, bizi o kadar mutlu etmeyi?              Değişen ne?               Benim çocuklarım da özleyecek mi çocukluklarını, benim özlediğim kadar?        Ha anne?                                                                        BAKMAYIN ÖYLE, ANNEMİ ÖZLEDİM BEN..

Hafta sonu kutladığımız anneler günü, her ne kadar geride kalsada kimileri için bir hüzün, kimileri için bir özlem olarak yansıdı sosyal medyaya.

Sosyolog, emekli eğitimci sayfamızın yazarı H.Huseyin Akagunduzde geçmişe özlemle merhum annesini anarak, ANNELER GUNU'nu kutladı.

Ahhh ANNE...!!!!                       

Geri gelsin, beş kişi oturduğumuz sofralar..             

Aynı tabaktan yemelerimiz..             

Geri gelsin; sen evde yokken evi temizleyip, seni mutlu ettiğimiz günler..

Geri gelsin otuzlu yaşların..

Soba yakmanı özledim anne..

Biz yataktayken daha sobanın külünü boşaltırdın ya.. Nasıl da ses çıkarırdı.. Nasıl da kızardık sana..                            

Ama o zahmetin ardından gelen sıcaklık..                   

Güğümden gelen tıslamalar..           

AHHH "pause" tuşuna basıp dondurabilseymişiz zamanı..               

Yada "geri" tuşuna basıp, dönsek o doyulmamış günlere..                  

O zaman sabahın körü dediğimiz, şimdilerde "sabahın nuru" olduğunu anladığımız sabahın altısına geri dönsek..

Ve yine yaksan sobamızı.. Üstünde demlenen çayımız olsa..                          

Yataktan çıkmak istemesek biz..    

Yere kurduğun sofra.. Soba üstünde kızaran ekmeklerle çağırsan bizi sofraya..                       

O telâşenin arasında siyah okul önlüğümün düşen yaka düğmesini diksen..                                                      

AHHH anne, bu isteklerim ne kadar da ulaşılmaz.. Ne kadar basit, ne kadar sıradan...                        

Ama ne kadar değerli anne...                                                             

Verseler o günleri bana yeniden..           

AHHH anne, paha biçilemez ki!                                                                                                 

Hatırlar mısın anne?         

Beslenme saati için makarna poşetlerini atmaz biriktirirdin..

Ekmek arası/dürüm yapardın da makarna poşetine koyardın..

Çünkü üç kardeştik.. Memur çocuğu da değildik ve yokluk vardı.. Ama o yokluk ne tatlıymış be anne..                                                                 

Şimdi benim çocuklarımda memur çocuğu ama bizim çocukluğumuz gibi değil anne..                

Bilmiyorum varlık mı iyi, yokluk mu?

Biz neyi kaçırıyoruz bu hayatta be anne?

Neyi beceremiyoruz, ya da bilmiyoruz?          

Sen nasıl becerdin anne, bizi o kadar mutlu etmeyi?             

Değişen ne?              

Benim çocuklarım da özleyecek mi çocukluklarını, benim özlediğim kadar?       

Ha anne?                                                                       

BAKMAYIN ÖYLE, ANNEMİ ÖZLEDİM BEN..

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.