ISPARTA GÜL VE HALIDAN MI İBARET? İŞTE ŞEHRİN UNUTULAN "DEVLET AKLI" VE KADİM TARİHİ!

ISPARTA 08.07.2026 - 00:29, Güncelleme: 08.07.2026 - 00:29
 

ISPARTA GÜL VE HALIDAN MI İBARET? İŞTE ŞEHRİN UNUTULAN "DEVLET AKLI" VE KADİM TARİHİ!

​Bugün sokakta herhangi birine "Isparta’nın neyi meşhur?" diye sorsanız, alacağınız cevap hiç değişmez: Gül ve halı. Peki, bu iki değerin geçmişinin aslında 250 yılı bile bulmadığını biliyor muydunuz?
​Isparta üzerine araştırmalar yapan Bekir Manav, kaleme aldığı çarpıcı yazısında şehrin gerçek kimliğinin popüler kültür ve gastronomi (Kabune pilavı, Isparta şiş) gölgesinde unutulduğuna dikkat çekiyor. Manav; "Olmadık olayları Isparta’da oldurmakla tarih olmaz. Şehrimizi gerçekten bize ait folklorümüzle, tarihimizle ve yetiştirdiğimiz büyük şahsiyetlerle tanıtmalıyız" diyerek ezber bozan bir tartışma başlattı. ​250 Yıl Önce Isparta Neyle Anılırdı? ​Gül ve halıcılık hayatımıza girmeden önce Isparta, Anadolu'nun en büyük konar-göçer (Yörük) hareketinin merkezi, askeri ve bürokratik bir deha yuvasıydı. Osmanlı’nın kuruluş aşamasından itibaren devletin kaderine yön veren Ispartalılar, adeta imparatorluğun "deha fabrikası" gibi çalışıyordu. ​Fatih’in Hocalarından Sadrazamlara: Isparta’nın Devlet Adamları ​Isparta, sadece tarım veya ticaret şehri değil; Osmanlı ve Cumhuriyet tarihine yön veren, vizyoner liderlerin ve alimlerin memleketiydi. İşte okullarda ders olarak okutulması gereken o isimlerden sadece birkaçı: ​Fatih Sultan Mehmet’in Hocası Abdülkadir Efendi: İstanbul’u fetheden zihniyetin yetişmesinde Ispartalı alimlerin harcı vardı. ​Kanuni’nin Oğlu Cihangir’in Hocası Muslihiddin Efendi: Atabeyli olan bu zat, sarayın en güvenilir ilim insanlarından biriydi. ​İmparatorluğu Yöneten Sadrazamlar: Seyyid Ali Paşa, Hüseyin Avni Paşa, Halil Hamid Paşa, Kemankeş Ali Paşa, Kabakulak İbrahim Paşa, Haydar Paşa ve Yeğen Mehmed Paşa... Hepsi Ispartalıydı. ​Cumhuriyet Dönemi: Türk siyasetinin en uzun soluklu liderlerinden, merhum Cumhurbaşkanı ve Başbakan Süleyman Demirel. ​Hüzünlü Bir Gerçek: Manav’ın yazısında dikkat çektiği en çarpıcı detaylardan biri de bu parlak isimlerin kaderi. Osmanlı ve Cumhuriyet tarihine yön veren, bir zamanların aranan bu parlak isimlerinin pek çoğunun sonu maalesef ya idam ya da katledilme oldu. ​Sahte Türbeler Değil, Gerçek Türkmen Motifleri Pazarlanmalı ​Şehrin turizm vizyonunu da eleştiren yazar, uydurma hikayeler veya yeri kesin olmayan kabirler üzerinden yürütülen tanıtım stratejilerinin şehre zarar verdiğini savunuyor. ​Isparta'nın elinde dünyaya pazarlanabilecek çok daha büyük kültürel hazineler var: ​Yörük Mezarlıkları: Yurt dışında büyük ilgi gören, Türkmen motifleriyle işli isimsiz yörük kabirleri doğru bir turizm stratejisiyle binlerce turist çekebilir. ​1204 Fethi ve Kaleler: Isparta’nın Roma’dan Selçuklulara geçiş süreci, Osman Gazi’nin Kuluca Kalesi fethine Ispartalıları davet edişi ve şehrin antik kentleri hala keşfedilmeyi bekleyen birer cevher. ​Sahabe Kabirleri ve Medreseler: İnanç turizmi açısından uydurma hikâyelere değil, gerçek medrese ve sahabe izlerine odaklanılması gerekiyor. ​"Önce Biz Öğrenmeliyiz" ​Yazı, Isparta halkına ve yöneticilerine çok net bir çağrıyla son buluyor: Kendi tarihimizi önce kendimiz öğrenmeliyiz. Isparta'yı sadece gül kokusundan ibaret sananlara; bu toprakların yetiştirdiği sadrazamları, kazaskerleri ve kadimleri anlatmak, okullarda gerekirse 10'ar dakikalık derslerle bu bilinci aşılamak bir memleket borcudur.
​Bugün sokakta herhangi birine "Isparta’nın neyi meşhur?" diye sorsanız, alacağınız cevap hiç değişmez: Gül ve halı. Peki, bu iki değerin geçmişinin aslında 250 yılı bile bulmadığını biliyor muydunuz?

​Isparta üzerine araştırmalar yapan Bekir Manav, kaleme aldığı çarpıcı yazısında şehrin gerçek kimliğinin popüler kültür ve gastronomi (Kabune pilavı, Isparta şiş) gölgesinde unutulduğuna dikkat çekiyor. Manav; "Olmadık olayları Isparta’da oldurmakla tarih olmaz. Şehrimizi gerçekten bize ait folklorümüzle, tarihimizle ve yetiştirdiğimiz büyük şahsiyetlerle tanıtmalıyız" diyerek ezber bozan bir tartışma başlattı.

​250 Yıl Önce Isparta Neyle Anılırdı?

​Gül ve halıcılık hayatımıza girmeden önce Isparta, Anadolu'nun en büyük konar-göçer (Yörük) hareketinin merkezi, askeri ve bürokratik bir deha yuvasıydı. Osmanlı’nın kuruluş aşamasından itibaren devletin kaderine yön veren Ispartalılar, adeta imparatorluğun "deha fabrikası" gibi çalışıyordu.

Fatih’in Hocalarından Sadrazamlara:

Isparta’nın Devlet Adamları

​Isparta, sadece tarım veya ticaret şehri değil; Osmanlı ve Cumhuriyet tarihine yön veren, vizyoner liderlerin ve alimlerin memleketiydi. İşte okullarda ders olarak okutulması gereken o isimlerden sadece birkaçı:

​Fatih Sultan Mehmet’in Hocası Abdülkadir Efendi: İstanbul’u fetheden zihniyetin yetişmesinde Ispartalı alimlerin harcı vardı.

​Kanuni’nin Oğlu Cihangir’in Hocası Muslihiddin Efendi: Atabeyli olan bu zat, sarayın en güvenilir ilim insanlarından biriydi.

​İmparatorluğu Yöneten Sadrazamlar: Seyyid Ali Paşa, Hüseyin Avni Paşa, Halil Hamid Paşa, Kemankeş Ali Paşa, Kabakulak İbrahim Paşa, Haydar Paşa ve Yeğen Mehmed Paşa... Hepsi Ispartalıydı.

​Cumhuriyet Dönemi: Türk siyasetinin en uzun soluklu liderlerinden, merhum Cumhurbaşkanı ve Başbakan Süleyman Demirel.

​Hüzünlü Bir Gerçek: Manav’ın yazısında dikkat çektiği en çarpıcı detaylardan biri de bu parlak isimlerin kaderi. Osmanlı ve Cumhuriyet tarihine yön veren, bir zamanların aranan bu parlak isimlerinin pek çoğunun sonu maalesef ya idam ya da katledilme oldu.

​Sahte Türbeler Değil, Gerçek Türkmen Motifleri Pazarlanmalı

​Şehrin turizm vizyonunu da eleştiren yazar, uydurma hikayeler veya yeri kesin olmayan kabirler üzerinden yürütülen tanıtım stratejilerinin şehre zarar verdiğini savunuyor.

​Isparta'nın elinde dünyaya pazarlanabilecek çok daha büyük kültürel hazineler var:

​Yörük Mezarlıkları: Yurt dışında büyük ilgi gören, Türkmen motifleriyle işli isimsiz yörük kabirleri doğru bir turizm stratejisiyle binlerce turist çekebilir.

​1204 Fethi ve Kaleler: Isparta’nın Roma’dan Selçuklulara geçiş süreci, Osman Gazi’nin Kuluca Kalesi fethine Ispartalıları davet edişi ve şehrin antik kentleri hala keşfedilmeyi bekleyen birer cevher.

​Sahabe Kabirleri ve Medreseler: İnanç turizmi açısından uydurma hikâyelere değil, gerçek medrese ve sahabe izlerine odaklanılması gerekiyor.

​"Önce Biz Öğrenmeliyiz"

​Yazı, Isparta halkına ve yöneticilerine çok net bir çağrıyla son buluyor: Kendi tarihimizi önce kendimiz öğrenmeliyiz. Isparta'yı sadece gül kokusundan ibaret sananlara; bu toprakların yetiştirdiği sadrazamları, kazaskerleri ve kadimleri anlatmak, okullarda gerekirse 10'ar dakikalık derslerle bu bilinci aşılamak bir memleket borcudur.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.