EĞİTİMDE NİYET Mİ, YÖNTEM Mİ? ŞEHİT GÖKSEL KOÇ ORTAOKULU’NDA NELER OLUYOR?

ISPARTA 05.02.2026 - 13:44, Güncelleme: 05.02.2026 - 13:44
 

EĞİTİMDE NİYET Mİ, YÖNTEM Mİ? ŞEHİT GÖKSEL KOÇ ORTAOKULU’NDA NELER OLUYOR?

Son günlerde Isparta kamuoyu, Şehit Göksel Koç Ortaokulu üzerinden yürütülen bir tartışmayla çalkalanıyor. Tuvaletlere kamera takılması gibi, ilk bakışta "mahremiyet ihlali" olarak görülen bir iddianın yerel ve ulusal basında "flaş haber" olarak servis edilmesi, beraberinde okul müdürü Ö.K.’nin görevden alınmasına kadar uzanan bir süreci getirdi.
​Ancak madalyonun öteki yüzünü çevirip baktığımızda, karşımıza çok daha karmaşık ve insani bir tablo çıkıyor. ​Yargısız İnfazın Bedeli ​Bir eğitimcinin 30 yıllık emeğinin, araştırmadan ve "karşı taraf ne diyor?" diye sormadan bir çırpıda silinmesi ne kadar etik? Gazetecilik, sadece bir iddiayı yaymak değil; o iddianın altındaki niyetleri ve gerçekleri de deşifre etmektir. Bir okul müdürünü, hangi amaçla yapıldığını sorgulamadan kamuoyunun önüne "günah keçisi" olarak atmak, sadece o kişiye değil, ailesine ve temsil ettiği kuruma da yapılmış bir haksızlıktır. ​Mahremiyet mi, Güvenlik mi? ​Okul Aile Birliği Başkanı Kemal Çalışkan’ın açıklamaları oldukça dikkat çekici. Kameraların; bizzat velilerin talebiyle, akran zorbalığını önlemek ve çocukların güvenliğini sağlamak amacıyla yerleştirildiğini ifade ediyor. ​Burada asıl mesele şu: ​Kamera görüntülerinin açısı nedir? ​Gerçekten mahremiyet mi ihlal edildi, yoksa suça meyilli alanlar mı kontrol altına alındı? ​İyi niyetle atılan bir adımın, bir öğrenci yakınının abartılı söylemleriyle bir "linç kampanyasına" dönüşmesi, eğitim camiası adına üzüntü vericidir. ​Devletin ve Velinin Sorumluluğu ​Vali Abdullah Erin ile görüşen velilerin kararlı duruşu, aslında okul müdürüne duyulan güvenin en büyük kanıtıdır. 560 veliyi temsilen sınıf başkanlarının valiliğe gitmesi, meselenin bir "skandal" değil, bir "yönetimsel tercih ve güvenlik hassasiyeti" olduğunu gösteriyor. ​Milli Eğitim Müdürlüğü ve Valilikten beklenen ise şudur: Süreci sadece sosyal medyadaki veya basındaki gürültüye göre değil, gerçek niyet ve somut bulgular üzerinden yürütmek. Eğer ortada bir kural ihlali varsa bile, bunun karşılığı 30 yıllık bir kariyerin "itibar suikastına" uğraması olmamalıdır. ​Hatalar düzeltilir, eksikler tamamlanır; ancak zedelenen bir itibarın iadesi zordur. Şimdi görev, adaletin hızla tecelli etmesini sağlayarak okul müdürünün itibarını iade etmek ve okuldaki huzur ortamını yeniden inşa etmektir
Son günlerde Isparta kamuoyu, Şehit Göksel Koç Ortaokulu üzerinden yürütülen bir tartışmayla çalkalanıyor. Tuvaletlere kamera takılması gibi, ilk bakışta "mahremiyet ihlali" olarak görülen bir iddianın yerel ve ulusal basında "flaş haber" olarak servis edilmesi, beraberinde okul müdürü Ö.K.’nin görevden alınmasına kadar uzanan bir süreci getirdi.

​Ancak madalyonun öteki yüzünü çevirip baktığımızda, karşımıza çok daha karmaşık ve insani bir tablo çıkıyor.

​Yargısız İnfazın Bedeli

​Bir eğitimcinin 30 yıllık emeğinin, araştırmadan ve "karşı taraf ne diyor?" diye sormadan bir çırpıda silinmesi ne kadar etik? Gazetecilik, sadece bir iddiayı yaymak değil; o iddianın altındaki niyetleri ve gerçekleri de deşifre etmektir. Bir okul müdürünü, hangi amaçla yapıldığını sorgulamadan kamuoyunun önüne "günah keçisi" olarak atmak, sadece o kişiye değil, ailesine ve temsil ettiği kuruma da yapılmış bir haksızlıktır.

​Mahremiyet mi, Güvenlik mi?

​Okul Aile Birliği Başkanı Kemal Çalışkan’ın açıklamaları oldukça dikkat çekici. Kameraların; bizzat velilerin talebiyle, akran zorbalığını önlemek ve çocukların güvenliğini sağlamak amacıyla yerleştirildiğini ifade ediyor.

​Burada asıl mesele şu:

​Kamera görüntülerinin açısı nedir?

​Gerçekten mahremiyet mi ihlal edildi, yoksa suça meyilli alanlar mı kontrol altına alındı?

​İyi niyetle atılan bir adımın, bir öğrenci yakınının abartılı söylemleriyle bir "linç kampanyasına" dönüşmesi, eğitim camiası adına üzüntü vericidir.

​Devletin ve Velinin Sorumluluğu

​Vali Abdullah Erin ile görüşen velilerin kararlı duruşu, aslında okul müdürüne duyulan güvenin en büyük kanıtıdır. 560 veliyi temsilen sınıf başkanlarının valiliğe gitmesi, meselenin bir "skandal" değil, bir "yönetimsel tercih ve güvenlik hassasiyeti" olduğunu gösteriyor.

​Milli Eğitim Müdürlüğü ve Valilikten beklenen ise şudur: Süreci sadece sosyal medyadaki veya basındaki gürültüye göre değil, gerçek niyet ve somut bulgular üzerinden yürütmek. Eğer ortada bir kural ihlali varsa bile, bunun karşılığı 30 yıllık bir kariyerin "itibar suikastına" uğraması olmamalıdır.

​Hatalar düzeltilir, eksikler tamamlanır; ancak zedelenen bir itibarın iadesi zordur. Şimdi görev, adaletin hızla tecelli etmesini sağlayarak okul müdürünün itibarını iade etmek ve okuldaki huzur ortamını yeniden inşa etmektir

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.