"ÇİFTÇİ ÜRETİYOR, ANCAK EMEĞİ DALINDA ÇÜRÜYOR!"

ISPARTA 25.10.2026 - 23:12, Güncelleme: 25.10.2026 - 23:12
 

"ÇİFTÇİ ÜRETİYOR, ANCAK EMEĞİ DALINDA ÇÜRÜYOR!"

  ​ Gül kokulu topraklarıyla bilinen Isparta’nın Gelendost ilçesine bağlı Bağıllı köyünde, tarım sektörünün içinde bulunduğu derin kriz tüm çıplaklığıyla gözler önüne serildi. Ağaçlar meyvelerle dolup taşarken; üreticinin yüzünü gülümsetmesi gereken hasat dönemi, şimdilerde büyük bir çaresizliğe ve ekonomik çıkmaza sahne oluyor.   ​"Toplasak Zarar, Toplamasak Emek Çürüyor"   ​Bölgedeki üreticiler, artan girdi maliyetleri karşısında adeta ezildiklerini ifade ediyor. Güncel verilere göre mazotun litre fiyatının 100 TL’ye, işçinin günlük yevmiyesinin ise 2.000 TL’ye ulaştığı bu dönemde; gübre, ilaç, sulama, budama, hasat ve nakliye giderleri çiftçinin sırtındaki yükü katbekat artırdı.   ​Maliyetlerin ürünün pazar değerini katbekat aştığını belirten köylüler, yaşadıkları ikilemi şu sözlerle özetliyor:   ​"Aylarca gözümüz gibi baktığımız, emeğimizi döktüğümüz erikler ve elmalar bugün ya dalında bırakılıyor ya da ağaçların altında çürümeye terk ediliyor. Çünkü ürünü toplamak bile ayrı bir maliyet. Hasat masrafı, satış fiyatını karşılama imkânı sunmuyor. Toplasak zarar ediyoruz, toplamasak emeğimiz gözümüzün önünde telef oluyor."     ​Tarlada Çürüyen Ürün, Pazarda El Yakıyor   ​Tarım krizinin yalnızca üreticiyi değil, tüm toplumu doğrudan etkilediğine dikkat çekiliyor. Bir yanda emeğinin karşılığını alamayan ve borç batağına sürüklenen üretici bulunurken; diğer yanda mutfağına meyve götürmekte zorlanan, pazardaki yüksek fiyatlardan dert yanan vatandaş yer alıyor.   ​Uzmanlar ve üreticiler bu noktada temel çelişkiye dikkat çekiyor: Üretici kazanamazken, tüketici de ucuza yiyemiyor. Aradaki uçurumun her iki kesimi de mağdur ettiğini belirten köylüler, durumun artık sürdürülemez bir boyuta ulaştığının altını çiziyor.   ​"Tarım; Gıda Güvenliğidir, Geleceğimizdir"   ​Gelendost Bağıllı'da yaşanan bu manzaranın münferit bir olay olmadığını, genel bir tarım politikası eksikliğinin net bir göstergesi olduğunu dile getiren üreticiler, yetkililere ve kamuoyuna şu çağrılarda bulundu:   ​Gerçekçi Üretim Planlaması: Çiftçinin hangi ürünü ne kadar ekeceğini, ekim öncesinde hangi koşullarda ve kaça satabileceğini öngörebileceği şeffaf ve sürdürülebilir bir planlama hayata geçirilmeli.   ​Maliyetlerin Düşürülmesi: Mazot, gübre, ilaç ve işçilik gibi temel girdilerde üreticiyi rahatlatacak özel destekler sağlanmalı.   ​Kooperatifçiliğin Güçlendirilmesi: Ürünün değerinde pazarlanabilmesi için kooperatifler etkinleştirilmeli; soğuk hava deposu ve işleme imkânları artırılmalı.   ​Aracı Zincirinin Düzenlenmesi: Üretici ile tüketici arasındaki makası daraltacak, adil bir tedarik ve pazarlama zinciri kurulmalı.   ​"Çiftçi Üretmezse Soframız Boş Kalır"   ​Bağıllı köyündeki ağaçların altında çürüttülmek zorunda kalınan yalnızca erik ve elma değil; aynı zamanda üreticinin alın teri, umutları ve geleceğe dair inancıdır. Köylüler, "Eğer çiftçi üretmezse soframız boş kalır; köyler boşalırsa yalnızca tarımımızı değil, ülkemizin geleceğini de kaybederiz" uyarısında bulunuyor.   ​Toplumun ortak beklentisi net: Bir ülkenin tarım politikası olmalı; hem de kâğıt üzerinde değil, doğrudan tarlada ve çiftçinin yanında yazılmalı.

 

​ Gül kokulu topraklarıyla bilinen Isparta’nın Gelendost ilçesine bağlı Bağıllı köyünde, tarım sektörünün içinde bulunduğu derin kriz tüm çıplaklığıyla gözler önüne serildi. Ağaçlar meyvelerle dolup taşarken; üreticinin yüzünü gülümsetmesi gereken hasat dönemi, şimdilerde büyük bir çaresizliğe ve ekonomik çıkmaza sahne oluyor.

 

​"Toplasak Zarar, Toplamasak Emek Çürüyor"

 

​Bölgedeki üreticiler, artan girdi maliyetleri karşısında adeta ezildiklerini ifade ediyor. Güncel verilere göre mazotun litre fiyatının 100 TL’ye, işçinin günlük yevmiyesinin ise 2.000 TL’ye ulaştığı bu dönemde; gübre, ilaç, sulama, budama, hasat ve nakliye giderleri çiftçinin sırtındaki yükü katbekat artırdı.

 

​Maliyetlerin ürünün pazar değerini katbekat aştığını belirten köylüler, yaşadıkları ikilemi şu sözlerle özetliyor:

 

​"Aylarca gözümüz gibi baktığımız, emeğimizi döktüğümüz erikler ve elmalar bugün ya dalında bırakılıyor ya da ağaçların altında çürümeye terk ediliyor. Çünkü ürünü toplamak bile ayrı bir maliyet. Hasat masrafı, satış fiyatını karşılama imkânı sunmuyor. Toplasak zarar ediyoruz, toplamasak emeğimiz gözümüzün önünde telef oluyor."

 

 

​Tarlada Çürüyen Ürün,

Pazarda El Yakıyor

 

​Tarım krizinin yalnızca üreticiyi değil, tüm toplumu doğrudan etkilediğine dikkat çekiliyor. Bir yanda emeğinin karşılığını alamayan ve borç batağına sürüklenen üretici bulunurken; diğer yanda mutfağına meyve götürmekte zorlanan, pazardaki yüksek fiyatlardan dert yanan vatandaş yer alıyor.

 

​Uzmanlar ve üreticiler bu noktada temel çelişkiye dikkat çekiyor: Üretici kazanamazken, tüketici de ucuza yiyemiyor. Aradaki uçurumun her iki kesimi de mağdur ettiğini belirten köylüler, durumun artık sürdürülemez bir boyuta ulaştığının altını çiziyor.

 

​"Tarım; Gıda Güvenliğidir, Geleceğimizdir"

 

​Gelendost Bağıllı'da yaşanan bu manzaranın münferit bir olay olmadığını, genel bir tarım politikası eksikliğinin net bir göstergesi olduğunu dile getiren üreticiler, yetkililere ve kamuoyuna şu çağrılarda bulundu:

 

​Gerçekçi Üretim Planlaması: Çiftçinin hangi ürünü ne kadar ekeceğini, ekim öncesinde hangi koşullarda ve kaça satabileceğini öngörebileceği şeffaf ve sürdürülebilir bir planlama hayata geçirilmeli.

 

​Maliyetlerin Düşürülmesi: Mazot, gübre, ilaç ve işçilik gibi temel girdilerde üreticiyi rahatlatacak özel destekler sağlanmalı.

 

​Kooperatifçiliğin Güçlendirilmesi: Ürünün değerinde pazarlanabilmesi için kooperatifler etkinleştirilmeli; soğuk hava deposu ve işleme imkânları artırılmalı.

 

​Aracı Zincirinin Düzenlenmesi: Üretici ile tüketici arasındaki makası daraltacak, adil bir tedarik ve pazarlama zinciri kurulmalı.

 

​"Çiftçi Üretmezse Soframız Boş Kalır"

 

​Bağıllı köyündeki ağaçların altında çürüttülmek zorunda kalınan yalnızca erik ve elma değil; aynı zamanda üreticinin alın teri, umutları ve geleceğe dair inancıdır. Köylüler, "Eğer çiftçi üretmezse soframız boş kalır; köyler boşalırsa yalnızca tarımımızı değil, ülkemizin geleceğini de kaybederiz" uyarısında bulunuyor.

 

​Toplumun ortak beklentisi net: Bir ülkenin tarım politikası olmalı; hem de kâğıt üzerinde değil, doğrudan tarlada ve çiftçinin yanında yazılmalı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.