KURUCU TEPKİ GÖSTERDİ

CANLI YAYIN 29.09.2025 - 21:50, Güncelleme: 01.10.2025 - 09:06
 

KURUCU TEPKİ GÖSTERDİ

Geçtiğimiz günlerde bazı yerel basında çıkan haberlere Yalvaç kamuoyunun ve siyasilerin tepki göstermemesini eleştiren ve tepki gösteren Yalvaç Ticaret ve sanayi odası Başkanı Yalçın Kurucu sosyal medyasından açıklama yaparak şunları söyledi. Bir süredir yerel basında dolaşan, hiçbir dayanağı olmayan, toplumun en hassas noktasına dokunan haberleri üzülerek takip ediyoruz. “Öğrencilere taciz” gibi ağır ve asılsız iddialarla kaleme alınan yazılar, yalnızca hedef aldığı kişi ya da kurumlara değil, tüm topluma zarar veriyor. Haberin gerçek olup olmaması kimsenin umurunda değil sanki… Yeter ki başlık çarpıcı olsun, dedikodunun arkası gelsin. Oysa bu ülkede en çok korunması gereken, en fazla üzerinde titrenmesi gereken varlıklarımız çocuklarımız değil mi? İşte bu yüzden “taciz” gibi bir başlığı delilsiz, belgesiz ortaya atmak; sadece bir gazetecilik ayıbı değil, aynı zamanda bir toplumsal ihanettir. Ama asıl yaralayıcı olan başka bir şey var: Bu haberlere kimsenin ses çıkarmaması. Vatandaş suskun, siyasiler kayıtsız, kanaat önderleri ortada yok. Oysa yanlışın karşısında susmak, en az yanlış kadar tehlikelidir. Bugün başkasına iftira atılırken susanlar, yarın aynı iftira kendi kapısını çaldığında ne söyleyecek? Basın elbette eleştirecek, sorgulayacak, yanlışı dile getirecek. Ama bunun bir adabı, bir sınırı var: Gerçeklere dayanmak! Gazeteciliğin özü “doğru bilgi”dir. Doğruluk yoksa geriye sadece dedikodu kalır. Dedikodunun gazetecilikle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Siyasilerin sessizliği de en az bu haberi yapanlar kadar düşündürücü. Seçim meydanlarında “halkın hakkını savunacağız” diyenler, iş kendi ilçelerinin onurunu korumaya gelince nereye kayboluyor? Birkaç cümlelik açıklama yapmak bu kadar mı zor? Yoksa oy kaygısı, vicdanın sesini bastırmaya yetiyor mu? Biz vatandaşlar da kendi payımıza düşen sorgulamayı yapmalıyız. Bu tür haberleri sorgusuz sualsiz paylaşmak, altına yorum yazmak, gerçeğin peşine düşmeden dedikodunun ortağı olmak hepimizin ortak suçu değil midir? Bugün sustuğumuz için yarın daha büyük yanlışlara zemin hazırlıyoruz. Bir toplumu ayakta tutan şey güven ve adalettir. Güven bir kez yıkıldığında, adalet bir kez zedelendiğinde geriye ne kalır? Kısacası, mesele sadece bir yalan haber değil. Mesele, bu yalanın karşısında gösterilen büyük sessizliktir. Sessizliğin en acı tarafı da budur işte: Yanlışın büyümesine seyirci olmak.

Geçtiğimiz günlerde bazı yerel basında çıkan haberlere Yalvaç kamuoyunun ve siyasilerin tepki göstermemesini eleştiren ve tepki gösteren Yalvaç Ticaret ve sanayi odası Başkanı Yalçın Kurucu sosyal medyasından açıklama yaparak şunları söyledi.

Bir süredir yerel basında dolaşan, hiçbir dayanağı olmayan, toplumun en hassas noktasına dokunan haberleri üzülerek takip ediyoruz. “Öğrencilere taciz” gibi ağır ve asılsız iddialarla kaleme alınan yazılar, yalnızca hedef aldığı kişi ya da kurumlara değil, tüm topluma zarar veriyor.

Haberin gerçek olup olmaması kimsenin umurunda değil sanki… Yeter ki başlık çarpıcı olsun, dedikodunun arkası gelsin. Oysa bu ülkede en çok korunması gereken, en fazla üzerinde titrenmesi gereken varlıklarımız çocuklarımız değil mi? İşte bu yüzden “taciz” gibi bir başlığı delilsiz, belgesiz ortaya atmak; sadece bir gazetecilik ayıbı değil, aynı zamanda bir toplumsal ihanettir.

Ama asıl yaralayıcı olan başka bir şey var: Bu haberlere kimsenin ses çıkarmaması. Vatandaş suskun, siyasiler kayıtsız, kanaat önderleri ortada yok. Oysa yanlışın karşısında susmak, en az yanlış kadar tehlikelidir. Bugün başkasına iftira atılırken susanlar, yarın aynı iftira kendi kapısını çaldığında ne söyleyecek?

Basın elbette eleştirecek, sorgulayacak, yanlışı dile getirecek. Ama bunun bir adabı, bir sınırı var: Gerçeklere dayanmak! Gazeteciliğin özü “doğru bilgi”dir. Doğruluk yoksa geriye sadece dedikodu kalır. Dedikodunun gazetecilikle uzaktan yakından ilgisi yoktur.

Siyasilerin sessizliği de en az bu haberi yapanlar kadar düşündürücü. Seçim meydanlarında “halkın hakkını savunacağız” diyenler, iş kendi ilçelerinin onurunu korumaya gelince nereye kayboluyor? Birkaç cümlelik açıklama yapmak bu kadar mı zor? Yoksa oy kaygısı, vicdanın sesini bastırmaya yetiyor mu?

Biz vatandaşlar da kendi payımıza düşen sorgulamayı yapmalıyız. Bu tür haberleri sorgusuz sualsiz paylaşmak, altına yorum yazmak, gerçeğin peşine düşmeden dedikodunun ortağı olmak hepimizin ortak suçu değil midir?

Bugün sustuğumuz için yarın daha büyük yanlışlara zemin hazırlıyoruz. Bir toplumu ayakta tutan şey güven ve adalettir. Güven bir kez yıkıldığında, adalet bir kez zedelendiğinde geriye ne kalır?

Kısacası, mesele sadece bir yalan haber değil. Mesele, bu yalanın karşısında gösterilen büyük sessizliktir. Sessizliğin en acı tarafı da budur işte: Yanlışın büyümesine seyirci olmak.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.