EVLAT ACISINI SINIFLARDA DİNDİRDİ: "BİR MUSTAFA’MI KAYBETTİM, BİNLERCE MUSTAFA YETİŞTİRDİM"

Yalvaç’ta Başlayan Yarım Kalmış Bir Hikaye

Yıl 1979... İlk görev yeri olan Isparta Yalvaç Yukarıtırtar köyünde Muzaffer Öğretmen'in bir oğlu dünyaya geldi. Sözünü tuttu ve adını Mustafa koydu. Ancak Mustafa bebek henüz 40 günlükken fenalaştı. Köy arabasına yetişemeyen acılı baba, oğlunu traktörle hastaneye yetiştirmeye çalışsa da başarılı olamadı. Mustafa bebek, hayata gözlerini yumdu.

"Okuttuğum Tüm Çocuklar Benim Mustafa’m Olacak"

Oğlunun kaybıyla sarsılan Muzaffer Sağır, o gün evladının tabutu başında ikinci ve en büyük sözünü verdi: “Allah sağlık verdiği sürece, okuttuğum tüm çocuklar benim Mustafa’larım olacak; onlara hizmetkâr olacağım.”

Bu yeminle 38 yıl boyunca öğretmenlik kürsüsünde binlerce "Mustafa" yetiştiren Sağır, emekli olduğunda ise köşesine çekilmeyi reddetti. "Okulum yok, Mustafa’larım yok ama sözüm var" diyerek yeni bir yol haritası çizdi.

Atık Ahşaplar Çocuk Gülüşlerine Dönüşüyor

Emeklilik günlerinde İstanbul sokaklarını arşınlayarak atık ahşaplar toplayan Sağır, bu odun parçalarını atölyesinde oyuncaklara dönüştürmeye başladı. Şimdilerde Kültür ve Turizm Bakanlığı Geleneksel El Sanatları Ahşap Oyuncak Sanatkârı ünvanıyla, yaptığı oyuncakları çocuklarla buluşturuyor.

Muzaffer Sağır’ın hikayesi, bir kaybın nasıl büyük bir toplumsal faydaya ve bitmek bilmeyen bir öğretmenlik aşkına dönüşebileceğinin en canlı örneği olarak hafızalara kazınıyor.

Isparta’nın Yalvaç ilçesine bağlı Yukarı Tırtar Köyü'nde yıllar önce yaşanan o acı olay, bugün hala hafızalarda tazeliğini koruyor. Emekli öğretmen Muzaffer Sağır, programda yaptığı açıklamalarda, hayatının en büyük sınavını henüz yolun başındayken verdiğini anlattı. Henüz 40 günlük olan oğlu Mustafa’yı toprağa veren acılı baba, o günden sonra hayatını bambaşka bir amaca adadı.

"Oğlum Yaşasaydı Talebem Olacaktı"

Evladını kaybetmenin yarattığı boşluğu sınıfları dolduran çocuklarla kapatmaya çalışan emekli öğretmen, stüdyodakileri duygulandıran şu ifadeleri kullandı:

"Bir Mustafa’mı kara toprağa verdim ama pes etmedim. Sınıfa her girdiğimde karşımda oturan her çocuk benim için bir Mustafa’ydı. Kendi evladımı büyütemedim ama binlerce Mustafa yetiştirdim, binlerce çocuğun hayatına dokundum."

Meslek hayatı boyunca Türkiye’nin dört bir yanında görev yapan ve binlerce öğrenci mezun eden emektar öğretmen, sadece bir eğitimci değil, aynı zamanda öğrencilerine bir baba oldu. Yukarı Tırtar Köyü’nden çıkan bu güçlü irade, acının nasıl büyük bir hizmet aşkına dönüştüğünü gösteren Sağır ahşap oymacılık yaparak kaybettiği Mustafa'nın yokluğunu ve engelli kızının acısını hafifletmeye çalışıyor.