Yazı Detayı
07 Temmuz 2015 - Salı 03:15
 
TBMM BAŞKANININ SEÇİMİ ÜZERİNE
Abdullah Zafer ARISOY
azaferarisoy@hotmail.com
 
 

TBMM Başkanlığı seçimi; pek çok spekülasyon ve beklentileri geride bırakarak, nihayet sona erdi..
Memlekete millete hayırlı olsun..
Sonuç belli olmaya doğru, başta görsel ve sosyal olmak üzere, tüm medya, moda tabirle yıkıldı..
Açık söylemek lazımsa, ben de bu mecralarda hayli sivri yorumlar yaptım..
Baktım ki çenem durmuyor ve dostlarımla da karşı karşıya geliyorum, o sebeple bu işin ucunu artık bırakmaya karar verdim..
Çünkü ne kadar iyi takip etsek de, olayın bizler tarafından bilinmeyen ve bizlere gösterilmeyen başka başka çok önemli yönleri ve yanları var..
Ama yine de biz durumu bir şekilde anla(t)mak durumundayız..
Kapalı kapılar arkasında olup bitenleri, dedikodusuz ve kirsiz görmek mümkün değil..
Çünkü hepimize “Cambaza bak!” yapıyorlar..
Madem durum böyleyken böyle..
O halde kafamızı, gömdüğümüz kumdan çıkarıp, manzarayı; biraz daha geriden, daha bütün ve daha büyük görmeye çalışalım..
*********

Küçük kazanımları ve yerinde saymaları dikkate almazsak, bu seçimin tek kazananı şüphesiz HDP oldu..
Parçalı ve sorunlu da olsa, muktediri devirebilme potansiyeline sahip bir muhalefet yapısının ortaya çıkmış olması, herkesi sevindirdi ve ümitlendirdi..
AKP’nin, tek tanrı yaratma girişimlerine, halkımız “DUR!” dedi..
Ancak bu topraklarda; oyunların, tezgâhların ve kumpasların asla bitmeyeceğini, bir an için unuttuk..
Aslında aklımızda hep tutmamız gereken şey; burasının Bizans olduğudur..
Hepimiz zafer sarhoşluğu içinde iken, “Düğün değil bayram değil, eniştem beni niye öptü?” hesabından, oyunun ilk perdesinin sahnelendiğine şaşkınlıkla tanık olduk..
Dışişleri konutunda CB ile DB, ani ve içeriği gizli bir görüşme yaptılar..
Tıpkı yıllar önce ülkemizin 13 yıl kaybetmesine ve demokrasimizin pek çok ağır bedeller ödemesine sebep olan, Beylerbeyinde bir restoranda yaptıkları, “DB’ın bilinmeyen ve mahrem olması gereken yaşamı” konulu olduğu tahmin edilen, gizli toplantı gibi..
Ayrıca TSK’nin da ipinin çekildiği tahmin edilen ve içeriğine dair muhtelif rivayetlerin bulunduğu, YB ile Dolmabahçe’de yapılan bir başka toplantı gibi..
Her neyse, aralarında böyle bir samimiyet olduğunu, işin doğrusu, hiçbirimiz bilmiyorduk..
Buna Stockholm Sendromu mu desek ya da yenilen pehlivan güreşe doymazmış mı desek?
Ama anladık ki, kaset oyunları ve fantezileri, henüz bitmemiş..
CHP Genel Başkanı, doğal olarak, bu oldubitti karşısında, ne diyeceğini ve ne yapacağını şaşırdı..
Çünkü cenaze önüne konmuştu ve ne yazık ki “Sakal bıyık” misali, seçeneksizdi..
77’lik delikanlı canlandı, yüzüne eski parıltısı geldi..
Ama nafile.. O yine tuzağa düştü ya da aslında, bu görüşmeyi yaptığı için, belki bir 15 senemiz daha kaybolup gitti.
***********

Kendi kendini, kendi angajmanları ile daraltan MHP’nin; Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday göstereceği aşağı yukarı kesin gibiydi ve öyle de oldu..
Meral Akşener; kamuoyunda fazla güven sağladığı ve Genel Başkanın popülaritesini tehdit ettiği için, seçimin hemen ertesi günlerinde, devletlû efendilerince hışma uğramış ve kıyıma maruz kalmıştı..
Ekmeleddin bey, sonuçta çok stratejik bir aday olarak öne çıktı..
Geçen yıl CHP’nin CB Adayı da olan Ekmeleddin Bey; akademisyenliği ve amaç benzerlikleri nedeniyle, Başbakana da sempatik gelebilecek bir isimdi..
AKP’nin adeta usulden bizim de olsun tipinde adayı, İsmet Yılmaz ise bakanlık yapmasına, iyi bir eğitime ve üstün niteliklere sahip olmasına rağmen, kamuoyunda fazla öne çıkan ve parıltısı olan birisi değildi..
HDP’ de, AKP’nin kurucularından Dengir Mir Mehmet Fırat’ı aday olarak gösterdi..
Kısacası anlayacağınız bütün yollar ya CB’na ya da BB’na yani AKP’ye çıkıyordu..
Oyun kurucularında biri olan CB; DB hareketi ile ve bir süre sessiz kalarak, öngördüğü şekilde muhalefet bloğunu parçalamasına parçaladı da..
Ama sonuçta istediğini elde etti mi?
Onu zaman içinde göreceğiz..
Yıldırım Akbulut’u koskoca Özal’ın karşısına diken Mevla’m, bakalım bu sefer neyleyecek?
Neylerse, güzel eyler..
***********

Her neyse..
Seçim sonuçlandı ve Sivas Milletvekili İsmet Yılmaz 26. Başkan olarak seçildi..
Seçilmesi ile birlikte, MHP özneli büyük bir fırtına koptu..
Herkes; Yine, Yine ve Yine diye başlayan cümlelerle MHP’ye yüklendiler..
Kimisi sonuç üzerinden, kimisi süreç üzerinden, kimisi sorumluluklar üzerinden,  kimisi de konjonktür üzerinden bu durumu anladılar ve yüksek sesle ifade ettiler..
Ben de böyle yaptım, açıkçası..
Ama şimdi sakinlenildi ve daha aklıselim konuşma imkânı doğdu..
Benim yöntemim; başta da söylediğim gibi “biraz geriye çekilip bakma” şeklindedir.
**********

Burada asıl soru şudur;
MHP gerçekten kendisini tanımladığı gibi “Vatan, Millet, Sevda, Gazi, Şehit, Duruş, Dimdik vb” kelimeleriyle kurulabilecek cümlelere layık ve bunları hak eden bir siyasi organizasyon mudur?
Yoksa görevden kaçan, herhangi bir proje üretmeyen, hükümet olmaktan korkan, adına münasip olmayacak şekilde milliyetçilik yerine din algısını önceleyen, AKP’ye payanda, ulusal sorunlara ve memleketi tehdit eden durumlara karşı nemelazımcı, durumu geçiştiren ve süreçlerden beslenen, bozuk saat gibi günde iki defa doğruyu gösteren, fırsatçı ve bedavacı bir parti midir?
Bu soru(n)lar; hem bizzat MHP’nin, hem de MHP tüzel kişiliğince işgal edilen siyasi yelpaze cenahının kısırlaştırılması, kurutulması ve çürütülmesi açısından, yerel ve küresel boyutları da olan, bir memleket sorunu mudur?
Meseleleri, bazen matematik problemi çözer gibi çözmek lazım..
Bu bizi kısmen de olsa, sübjektiviteden (yanlılıktan) kurtarır..

Üç beş örnekle, bu yöntemi de kullanarak, durumu sizlere anlatmaya çalışacağım..
Soracağım sorulara vereceğim cevaplara türlü açıklamalar, bahaneler ve itirazlar olabilir..
Ama sonuç, bir şekilde dediğim gibi tecelli etmiştir..
Örnek 1; MHP, Öcalan’ın asılması konusunu hem engelledi hem de istismar etti mi? Cevap: Evet..
Örnek 2; 2002 yılında memleketi çok mücbir olmayan sebepler öne sürerek erken seçime götürüp AKP’nin önünü açtı mı? Cevap: Evet..
Örnek 3; Başta TSK ve toplumun omurgasını teşkil eden çok önemli kurumlara yönelik kumpas davalarında, parti içi çok yetkili ağızlardan aldığım duyumlara göre mealen “Bunlara Bulaşmayın, 12 Eylül’de bize yaptıklarını unutmadık” dedi mi? Cevap: Olup bitenlere karşı tutumu, bunu doğruluyor zaten..
Örnek 4; AKP 13 yıldır nerede sıkıştıysa destek oldu mu? Cevap: Evet..
Örnek 5: Masum bir hareket olarak toplumun tepkisini dile getiren GEZİ olaylarına bir refleks göstererek katılan ülkücüleri geri çekti mi? Cevap: Evet..
Örnek 6; Bu ülkeyi tehdit eden irticacı, soykırımcı ve bölücü hareketlere karşı legal ve demokratik herhangi bir fikir ya da eylem geliştirdi mi? Cevap: Hayır..
Son olarak Meclis Başkanı’nın seçilmesine de bir şekilde vesile olmuş olmasına neden şaşırıyoruz ki?
Doku uygun, kitle aynı..
Dolayısıyla bu ne ilktir, ne de son olacak..
*********

Şimdi de MHP; memlekete ne öneriyor? Biliyorsunuz?
“Çözüm sürecine yakın olan partiler koalisyon kurmalıdır, biz ana muhalefet olacağız” diyorlar..
Bir an için MHP aklıyla düşünelim; eğer gördükleri gibi kendileri dışında kalan 470 sayıyla desteklenen ve bir çözüm, çözülme ya da bölünme sürecini hedefleyen bir hükümet kurulsa, MHP’nin yapabileceği bir şey var mı? El Cevap: Yok
Yani böylesi bir hükümetin kurulmasını öneren ve destekleyen bir MHP; bu ülkenin bölünmesini istiyor diyebilir miyiz? Cevap: Bu tutuma göre maalesef Evet..
Şaka mı yapıyorsunuz kardeşim?
Ülke bölündükten sonra “Al ananın hayrını gör” derler adama..
Ben şahsen, AKP dışında kalan partilerle bir araya gelinip, bir koalisyon oluşturulabilmesini, her açıdan daha mantıklı ve işe yarar olacağını düşünenlerdenim..
Bunun normalleşmeye ve ülke barışına da önemli katkıları olacaktı..
Ama her şey bizim düşündüğümüz gibi olmaz.. Ve madem senin de diğerlerinden şüphen var.. O zaman sorumluluğu yani inisiyatifi ele alacaksın..

Başbakan’ında arzuladığı gibi delikanlıca ve ama sadece “17-25 ARALIK ÖN KOŞULU” ile koalisyonunu kur, ne olduğu belli olmayan bu saçma sapan çözüm sürecini de gündemimizden çıkar ve memleketin rahat bir nefes almasını sağla.. Toplumun hoşlaşmadığın kesimlerini de, lütfen yok sayma..
Bıyıklı göbekli adamlarının, davudi seslerle, ağızlarını doldura doldura, işkembe-i kübradan attıkları %80’i palavra ve slogandan oluşan laf ebeliklerine karnımız yok..
Giy tulumu sırtına ve çizmeyi ayağına, al eline anahtarı, orağı, keseri, tahrayı, baltayı, kazmayı küreği ve işe başla..
Türkiye sevdalısı olmak demek, bunları yapmak demektir..
Desteklemeyen namerttir..
MHP’li dostlarım, bana kızmasınlar..
Kontrol dışı ve öngörülmemiş olarak ortaya çıkan sonuçlar ile Genel Başkanın buyrukları; sümmehaşa, kutsal metinlermiş gibi savunulmak zorunda olunmamalıdır ve kalınmamalıdır..
Tez, Antitez ve Sentez vardı, rahmetli Türkeş zamanında.. Bunu hatırlayan kaldı mı acaba?
“Biz böyle dedik, bizim tavrımız şudur, bizim liderimiz asla yanlış ya da hata yapmaz” algısı ile “Aşağı taraf Kasımpaşa ya da biz yoksak her yer tufan olsun” diyemezsiniz..

 
 
Etiketler: TBMM, BAŞKANININ, SEÇİMİ, ÜZERİNE,
Yorumlar
Öne Çıkanlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
35
0
2
5
10
17
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Trabzonspor
29
0
4
5
8
17
5
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
5
6
6
17
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
13
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
14
Alanyaspor
18
0
9
3
5
17
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv