Yazı Detayı
25 Ekim 2015 - Pazar 12:30
 
SON DÖNEMEÇ
Abdullah Zafer ARISOY
azaferarisoy@hotmail.com
 
 
Yaklaşık iki yıldır, siyasetin ıslı ıssız sokaklarında, teorisini de ihmal etmeden geziniyorum..
Belli bir mensubiyetim olmakla birlikte, gerek parti içindeki muhalif kanatların, gerekse diğer siyasi partilerin faaliyetlerinin içinde de olmaya çalışıyorum..
Demem o ki;
Beni bir MHP yürüyüşünün içinde, bir AKP toplantısında, bir SP örgütünde, birtakım BBP mensupları ile veya HDP mitinginin kıyısında bir yerde görebilirsiniz..
Ya da hiç hoşlanmadığınız biriyle çekilmiş bir fotoğrafımı yayımlayabilirim..
Beni Yahudilerle, Misyonerlerle, Zerdüştlerle, Mecusilerle, Ateistlerle, İslami Cemaatlere mensup kimselerle koyu bir muhabbet halinde yakalayabilirsiniz..
Elbette ki, bu benim iliksiz kemiksiz biri olduğum anlamına gelmez..
Bu; iyi bir gazeteci olmak için, çabaladığım anlamına gelir..



Bu; önyargılı ve peşin fikirli bir reddiyeciliği benimsemediğim, olanı biteni bir duygudaşlık duygusuyla bizzat kavramaya çalıştığım anlamına gelir..
Bu; birinin yanında varmakla, onunla aynılaşmayacağım anlamına gelir..
Bu; hakkı hakikati anlamak için, herkesten biraz daha fazla sabır ve tavır gösterdiğim anlamına gelir..
Bu; hakikati öğrenmek için, uzak yakın bazı riskleri göze aldığım anlamına gelir..
Bu; kendime, herkesten ve her şeyden bağımsız, SİYASİ BİR VİCDAN oluşturmak istediğim anlamına gelir..
************  
 
“Şimdi memlekette ağır, yoğun ve durağan bir siyasi hava varken, kendinden söz etmenin anlamı nedir?” diye sorabilirsiniz..
Biliyorsunuz ki, artık ben de siyasi bir figürüm..
Bundan dolayı, yazdığım yazılarımda, kendi içimde; KOŞULLARA ya da GERÇEKLERE UYGUN,  HAKTAN ve HAKKANİYETLİ olmak/yazmak arasında bir ayar tutturmaya çalışıyorum..
Bunların her biri aynı manaya gelir gibi gözükse de, öyle değildir..
Bütün bu değerler arasında, bazen ipin ucu kaçsa da, SUBJEKTİVİTEMİ (Öznelliğimi) mertçe ortaya koyarak, COGNİTİVE (Bilişsel) durumumu da bozmadan, OBJEKTİF (Nesnel) olmaya, samimiyetle gayret ediyorum..
Bu hal benim cephemde böyle de..


 
Peki! Benim bu halimle, içine balıklama daldığım siyasi arena nasıl?
Bunu anlatmaya; kitaplar, kalemler, akıllar, fikirler yetmez..
Gördüğüm korkunç bir itaat kültürü..

“Muharebe meydanlarında, en etkili silah, ölümü göze almış askerlerdir..”
Askeri literatürde böyle bir söylem vardır..
Siyasetin de böyle askerleri var..
Ne yazık ki..Militan ve militer bir dil..
Herkes kendi cephesinden bir haklılık söylemi tutturmuş gidiyor..
Ölümü göze almış askerler gibi..
Hepimiz aynı okyanusta, ayrı ayrı akvaryumların balıklarıyız, anlayacağınız..
Düşmanca ve öldüresiye adeta..
***********
 

Hâlbuki balıklar farklı farklı da olsa, akvaryum tek olmalı..
Hani diyorlar ya, TEK BAYRAK, TEK VATAN, TEK DEVLET, TEK MİLLET..
Rabia’ya da denk getirmişler..
Resmen komik..
Bu kavramlar, bir sosyolog olarak ifade ediyorum ki, parçalanmanın önüne geçmez..
Yurttaşlar arasında ortak bir DUYGUDAŞLIK olmadıkça ülkemizde birliğimizi sağlayan ve kardeşliğimizi pekiştiren BİR GELECEK TASAVVURU mümkün değildir..
Duygudaşlığın en önemli kanıtı, BİRLİKTE YAŞAMAK arzusudur..
Birlikte yaşamaktan kasıt ANLAŞMAKTIR..
Anlaşmak ise bir DİL ile mümkündür..
Rabia’ya indirgenen bu dört ilkenin, çimentosu yoktur..
Olmayan şey yani çimento TÜRKÇE’dir..



DİN’in ortaklaştırıcı ve barıştırıcı değil, çatıştırıcı ve ölümcül bir etkisinin olduğu, gördüğüm kadarıyla herkes gibi AKP iktidarı tarafından bile dahi anlaşılmıştır..
Dikkat edin, insanlar; Ortadoğu’da filanca dili konuştuğu için değil falan İlah’a ya da aynı İlah’a farklı ritüeller yaparak inandığı için, boğazlanarak ve bombalanarak öldürülüyorlar..
Tekrar ediyorum, daha fazla ayrışmadan..
Herkesin ve her kesimin anlaşması lazım..
Kimse faşizm filan demesin, çimento TÜRKÇE’dir..
***********
 

Şimdi ilkokul 2. Sınıftan itibaren seçmeli ARAPÇA dersi koymuşlar..
Son derece tehlikeli buluyorum..
Bunun din ve Kuran-ı Kerim öğrenmekle filan bir alakası yok..
Samimi olalım ve sizlere ben bir soru sorayım..
Neden çocuklarınıza hem de komşumuz olan halkların dillerini, yani Bulgarca, Yunanca, Farsça, Ermenice, Gürcüce, Süryanice ve hatta Kürtçe eğitim aldırmıyorsunuz?
Neden İngilizce, Almanca, Rusça, İspanyolca, Fransızca hatta Çince ve Japonca öğrenmelerini istiyorsunuz?



Arapça öğrenen imam hatipli pek çok gencimiz; neden Arabistan’a ya da Arapça konuşulan ülkelere gitmiyorlar?
Neden acaba, evinizde bir çay bardağını yıkamayan kızınız, Amerika’da bir bebeğin kıçını temizlemeye, evlerinde hizmetçi ve lokantalarında garson olmak için, üste de para vererek, koşa koşa dünyanın öbür ucuna gidiyor?
Çünkü uygarlık oradadır, güç oradadır ve zenginlik oradadır..
Hayat hiçbir zaman geriye gitmez..
O yüzden Mustafa Kemal Atatürk, bizlere, peygamberimizin "İLİM ÇİN'DE DAHİ OLSA GİDİNİZ" düsturuna uygun olacak şekilde "MUASIR MEDENİYET" hedefini göstermiştir..
O yüzden HARF DEVRİMİNİ yapmıştır..
Şimdi anladınız mı?
Bir gecede cahil kaldıklarını iddia eden gafiller ve cahiller..
***********
 


Sözü siyasete ve hatta kopup gittiğimiz başlığa da bağlayarak sonlandıralım inşallah..
AKP iktidarda olduğu süre içinde, bu aziz milletin fabrika ayarları ile oynamıştır..
DİN silahını çok iyi kullanmış, kendisine soru sormayan ve itaat eden büyük kitleler yaratmıştır..


 
Ancak şimdilerde eski ayarlara geri dönememekte ve karga serçe meselinde olduğu gibi kendi vereceği ayarı da bilememektedir..
Başbakan’ın ağzından; iman ve tevhidi aştığı kendi ifadelerinden anlaşılan, çok tehlikeli bir “Millet-i İbrahim” kavramı, son günlerde sık sık telaffuz edilmektedir..
Önümüzdeki haftalarda, bunu da yazacağım kısmet olursa..
Cep telefonlarından ve sosyal paylaşım sitelerinde AKP sempatizanlarının ve trollerinin; paylaşımlarında kullandıkları dil, ortaya attıkları fikirler ve özellikle Atatürk'e ve Cumhuriyetin kuruluş ideolojine yönelik söylemleri, tüyler ürpertici ve kan dondururcu niteliktedir..
Bunları gizli de yapmıyorlar..
Pek çok tehdit, şantaj, baskın, adam dövme, kemik kırma, mahkeme, ceza, sansür vb. alenen hem de etkili ve yetkili ellerce ve ağızlarca yapılıyor..
Aylar önce yazmıştım..
AKP Misyonu; kendi zamanını, ne yazık ki, çok hazin bir şekilde tamamlamıştır..
Bundan sonra yapacağı her faaliyet; küçük sanayici ağzıyla, SU KAYNATMA, KAYIŞ ATMA, CONTA YAKMA ve YATAK SARMA’dan öteye geçmeyecektir.
Diğer partiler muhteşem mi?
Asla değil..
Pek çok sorunlar(ı) var..
Ama bu son dönemeç de, oyunuzu dikkatli kullanma sorumluluğunuz vardır..
Hele tatile filan gitmeler..
Aman Allah esirgeye..
Mevcut sorunlara, hep birlikte İMECE olma zorunluluğumuz vardır..
Ne yazık ki İHANET, ÖLÜM, KANSER ve VEREM seçeneklerinden birine ya da birkaçına mahkûm edilmiş durumdayız..
Tercih de takdir de sizin..
07 HAZİRAN seçimlerinde “FAŞİZME ve DİKTATÖRLÜĞE DUR” dediniz..
Şimdi 29 EKİM coşkusuyla, tam da yıldönümünde 01 KASIM’da verin oyu, verin coşkuyu..
Kaldırın her türlü SULTAYI ve SALTANATI..
Yol verin DEMOKRASİYE..
Güzel günler görelim artık,
Güneşli günler..
 
HAFTANIN PANOSU
 

FELSEFE Duvarı

 
 
Etiketler: SON, DÖNEMEÇ,
Yorumlar
Öne Çıkanlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
35
0
2
5
10
17
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Trabzonspor
29
0
4
5
8
17
5
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
5
6
6
17
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
13
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
14
Alanyaspor
18
0
9
3
5
17
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv