Yazı Detayı
12 Ağustos 2016 - Cuma 15:14
 
NİHAYET ÖZÜR GELDİ
Abdullah Zafer ARISOY
azaferarisoy@hotmail.com
 
 

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; iktidarının on yılına yakın bir süresinde “Ne istediler de vermedik?” diyecek kadar, adeta teslimiyetle desteklediği, malum küresel suç şebekesinin yarattığı büyük tahribatın, sonunda farkına vardı..

“Rabbim de milletim de bizi affetsin!” dedi..
Aslında Cumhurbaşkanının bu ifadesi, tam olarak bir özür sayılır mı, bilmiyorum..
Kimisi bu davranışını bir ERDEM olarak kabul ederken, kimileri de mevcut siyasi krizi atlatmak için, askeri tabirle, “GEÇİCİ BİR SİKLET MERKEZİ” oluşturma gereği yapılan, politik bir manevra olarak da yorumluyor..
“Rabbim de milletim de bizi affetsin” cümlesinin, mağdur edilenleri ne kadar kavrayıp kapsadığı hususu, şeytanın avukatlığını yapanlar için, bir hayli malzemeyi de içinde barındıyor..
Çünkü mağdur edilen kişiler ortada dururken, Allah ve Millet muhatap alınmıştır..
Milletin verdiği oylar sonunda, AKP tüzel kişiliğinde tecelli eden milli irade; milletten izinsiz olarak, bu örgütle paylaşılmış ve memleket bir darbe limanına sürüklenmiştir. Ülkemiz çok kan ve zaman kaybetmiş adeta dizleri üzerine çökertilmiştir.. İktidar gücünün bu şekil kullanılmış olması, milletten bir özrü gerektirebilir..
 

Bu süreçte malum çetenin, ülkenin en kritik kurumlarına/kişilerine/noktalarına kurduğu kumpaslara seyirci kalınmış hatta desteklenmiş olması sebebiyle, pek çok insanın hayatı haksız yere mahvedilmiştir.. Bu durum; dinimizin en büyük günah kalemlerinden birisi olan “KUL HAKKI” kapsamındadır ve affedilmesi söz konusu değildir.. Bu nedenle Allah’ın affına sığınmak da anlamlı olabilir..

Kulların hakkı, ancak ve ancak kullarla halledilebilir..
 

**********

Biz şimdi en iyisi, ne şeytana ne de onun avukatlığına pabuç bırakmayalım.
Maksat fitne fesat peşinde koşmak değildir..
Maksadımız; Hakk’ı referans alan, sahici ve işe yarar bir şeyler söylemektir..
Bir kere gerek Cumhurbaşkanının çevresinde gerekse AKP içinde; “Kurunun yanında yaş da yandı, O davalar sulandırıldı, Tarihi bir fırsat kaçırıldı, Hepsi de masum değil, Bu ordu bugüne kadar hiç darbe yapmadı mı? 17.000 faili meçhul ve yargısız infazları bunlar yaptı, Veli Küçük, JİTEM, Dava dosyalarını okumadım ama ben bunların suçlu olduğuna inanıyorum vb..” diyerek, aba altından sopa gösterenler, net ve açık yazıyorum “Sorgusuz Sualsiz FETÖ’cüdür..”
 

AKP içinde ya da başka siyasi örgütlenmeler hatta özellikle NGO yani ucu Soros’a, yabancı vakıflara, istihbarat örgütlerine vb. bağlı Sivil Toplu Örgütü görünümlü yapılarda, FETÖ izini arıyorsanız, ben size bunun ipuçlarını işte yukarıda bedavadan verdim.. Hiç boşuna dolanmayın..

 

Bir de mevcut bazı saray danışmanları, medyanın eski avukatımsı vekilleri, PKK'nın yatağından çıkıp da AKP'den vekil edilenler, bu davalarla ilgili saçma sapan kitaplar yazdığı için vekil edilenler,  bu işlere kendini fazlasıyla kaptırmış ancak şimdi parsel parsel kıvıran birtakım yerel yöneticiler, bazı medya mensupları ve en önemlisi saygınlık gerektiren kritik makamları çizik karizma ile işgal edenler tasfiye edilmeden, bu mücadelede mesafe kat edilebileceğine asla ihtimal vermiyorum..

Dere geçerken at değiştirmek, bazen zaruri olur..
Çünkü durum; bir hayli karışık, bulanık, bulaşık ve vahimdir..
Ve yeteri kadar da at vardır..
Zaten mevcut atların, bu yükü taşıyamayacaklarını, ilişkileri, öncesi, şimdisi ve sonrası ile Made in CHINA olduklarını biliyoruz..
********* 
 

Darbeci Kumpasçılar bize “Camileri bombalayacaklar” dediler, kendileri Cumhurbaşkanlığının Külliye camisini bombaladılar..

Bizlere, “Devlet adamlarına suikast düzenleyecekler” dediler, onların suikastından söz konusu devlet adamlarını kurtaranlar, bu kumpaslarla mağdur edilenler oldular..
Bizlere “Kendi uçaklarımızı düşürecekler” dediler, Kurtuluş Savaşımızı veren Gazi Meclisimizi kendi uçaklarımızla bombaladılar..
Bizlere “Milleti Statlara AVM’lere toplayacaklar” dediler, kendileri Cenevre Savaş Hukukuna göre, düşman ülke halkına dahi yapılamayacak olan, “SİVİL HALKIN 

ÜZERİNE ATEŞ AÇMAK ve BOMBA ATMAK” savaş suçunu işlediler..
Ülkemizi simgelerinden biri, psikolojik, ekonomik ve askeri önemi ve değeri olan Boğaz yani şimdiki adıyla 15 TEMMUZ ŞEHİTLER KÖPRÜSÜNÜ havaya uçurmaya kalktılar..
Ben mesela suçlandığım davanın adını, yani BALYOZ kelimesini, “Hayatımda bir cümle içinde kaç defa kullandım?” diye düşünmüştüm o zamanlar.. Neredeyse hiç.. Ama bu örgütün kaçak liderinin yayımlanan konuşmalarında, dava manası dışında,  ne kadar çok kullandığına dikkat edin lütfen.. Bu kelimenin hangi akıldan ya da bilinçaltından çıkmış olduğunu da, sizlere böylece deşifre etmiş olayım..
 
Kumpas davalarında, bunların yedikleri haltları burada yazmaya gerek yok.. Bu konuda mağdurlar, onların avukatları ve aydınlar tarafından pek çok kitap yayımlandı.. Belki ben de, o günleri ve bugünleri anlamaya dönük bir kitabı, kendi bilgi ve tecrübem çerçevesinde, bu kış yazabilirim..
***********
 
Hükümet tarafından suç ortağı ilan edilen ABD ve onun istihbarat örgütünün, bu günlerdeki SUS PUS hallerine dikkatinizi çekerim..
Bunlar NATO’nun ikinci büyük ordusu tasfiye edilirken de aynı tavrı izlemişlerdi..
Tavır aynı.. Ancak birinci sessizlikte yüzlerde gülümseme vardı ve eller ovuşturuluyordu, ikincisinde ise suçüstü yakalanmış süt dökmüş kedi halleri var..
Bütün bunlara rağmen, işin ucunu bırakmış filan değiller..
Çeşitli tarihler vererek, toplumu tedirgin ve tehdit etmeye ve korku salmaya devam ediyorlar..
Bu kalkışmanın ardından, işbirlikçi ülke Genelkurmay Başkanının, müstemleke bir memleketi ziyaret eder hallerinin de, ağırıma gittiğini belirtmeliyim..
********** 

 
Konumuz, Cumhurbaşkanının özür dilemesi.. 

Malumlarınız..
“ÖZÜR DİLEMEK” Cumhurbaşkanı gibi yüksek egolu insanlar açısından hayli zor bir iştir..
Yukarıda söz ettiğim özür dilemedeki YARIM YAMALAKLIK, esasen bu kişilik özelliğinin bir sonucudur..
Biz bunu da hesaba katarak, sahici bir çözüm yolu bulmaya çalışalım..
Benim önerim şudur..
Biz buna ÖZÜR DİLEMEK değil de HELALLEŞMEK diyelim..
Cumhurbaşkanı, nasıl ki muhtarları ya da çeşitli meslek erbaplarını makamında topluyor..

Şahsım adına diyorum ki;
Benzeri bir organizasyon, kumpas mağdurları açısından yapılmalıdır..
Mutlaka karşılıklı da konuşulabilecek bir ortam hazırlanmalıdır..
Toplantı basına kapalı olabilir..
Zaman kısıtlaması olmamalıdır..
Toplanma Grupları; mağdurların TAMAMI şeklinde ya da DAVA BAZINDA olabilir..
Dava bazında olmasının sakıncası, değerli sınıf arkadaşım İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek ve birkaç kişinin daha, her davada sanık olmaları hasebiyle, her gün misafir edilmesi zorunluluğudur.. 
Bu davaların avukatları ve aileleri de, bir şekilde programa dâhil edilmelidirler..
Bu arada hükümetin 28 Şubat Milli Güvenlik Kurulu kararlarına yeniden bakmasını ve bugünkü tehdit değerlendirmesi ile nasıl örtüştüğünü dikkate almasını diliyorum..
Ayrıca BALYOZ sahtekârlığı ile kirletilen, başka bir görevim nedeniyle benim katılmadığım, 1. Ordu K.lığı 2003 Plan Seminerinde, E. Org. Çetin DOĞAN’ın tehdit değerlendirmesinin ve çözüm önerilerinin, aslında tam da bugünlerin krizlerine dikkat çektiğini, hayret ve şaşkınlık içinde görülebileceğini ilaveten ifade ediyorum.. 
***********

Ortalıkta, bizleri yeniden göreve çağıracaklarına dair, pek çok söylenti var..
Bunlar şimdilik tevatürden ibarettir..
Geri çağrılma, emekli olanlar açısından, yeni yasal düzenlemeler gerektirir..
Ancak yine de son söz..
Kişiler için değil..
Mustafa Kemal Atatürk’ün göstermiş olduğu yolda yürümek ve onun kurmuş olduğu Cumhuriyete hizmet etmek, benim için her zaman şereftir..
Ülkemiz, milletimiz, demokrasimiz ve bağımsızlığımız için..
Eşitlik, özgürlük ve adalet için..
Ne varsa, üzerimize düşen..
Susmaksa susmak, yazmaksa yazmak, koşmaksa koşmak, savaşmaksa savaşmak..
Beklentisiz, kayıtsız, koşulsuz, şartsız..
Kendi adıma hazırım..
Ne demiş büyük şair Namık Kemal..
“Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin      
Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten”         

 
 

HEYYY KOCA TOPÇU…

MHP'ye ve Deniz Baykal’a kurulan kumpas araştırılıyormuş..

Wikileaks belgeleri, net olmasa da Baykal konusunda Mustafa Sarıgül’ü, kenardan köşeden işaret ediyor gibi..
Acaba Sarıgül ile FETÖ arasında bir bağ olup olmadığına mı bakılıyor?
Wikileaks bilgilerine göre, bu bağ kurulursa, başka sıkıntılar çıkacak gibi..
Bana sorarsanız, bu mevzu kapatılacak..
 
 

HAFTANIN PANOSU

 

 

 

 

 

 

 

FELSEFE DUVARI

 
 
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; iktidarının on yılına yakın bir süresinde “Ne istediler de vermedik?” diyecek kadar, adeta teslimiyetle desteklediği, malum küresel suç şebekesinin yarattığı büyük tahribatın, sonunda farkına vardı..

“Rabbim de milletim de bizi affetsin!” dedi..
Aslında Cumhurbaşkanının bu ifadesi, tam olarak bir özür sayılır mı, bilmiyorum..
Kimisi bu davranışını bir ERDEM olarak kabul ederken, kimileri de mevcut siyasi krizi atlatmak için, askeri tabirle, “GEÇİCİ BİR SİKLET MERKEZİ” oluşturma gereği yapılan, politik bir manevra olarak da yorumluyor..
“Rabbim de milletim de bizi affetsin” cümlesinin, mağdur edilenleri ne kadar kavrayıp kapsadığı hususu, şeytanın avukatlığını yapanlar için, bir hayli malzemeyi de içinde barındıyor..
Çünkü mağdur edilen kişiler ortada dururken, Allah ve Millet muhatap alınmıştır..
Milletin verdiği oylar sonunda, AKP tüzel kişiliğinde tecelli eden milli irade; milletten izinsiz olarak, bu örgütle paylaşılmış ve memleket bir darbe limanına sürüklenmiştir. Ülkemiz çok kan ve zaman kaybetmiş adeta dizleri üzerine çökertilmiştir.. İktidar gücünün bu şekil kullanılmış olması, milletten bir özrü gerektirebilir..

 

 

Bu süreçte malum çetenin, ülkenin en kritik kurumlarına/kişilerine/noktalarına kurduğu kumpaslara seyirci kalınmış hatta desteklenmiş olması sebebiyle, pek çok insanın hayatı haksız yere mahvedilmiştir.. Bu durum; dinimizin en büyük günah kalemlerinden birisi olan “KUL HAKKI” kapsamındadır ve affedilmesi söz konusu değildir.. Bu nedenle Allah’ın affına sığınmak da anlamlı olabilir..

Kulların hakkı, ancak ve ancak kullarla halledilebilir..

 

 

**********
Biz şimdi en iyisi, ne şeytana ne de onun avukatlığına pabuç bırakmayalım.
Maksat fitne fesat peşinde koşmak değildir..
Maksadımız; Hakk’ı referans alan, sahici ve işe yarar bir şeyler söylemektir..
Bir kere gerek Cumhurbaşkanının çevresinde gerekse AKP içinde; “Kurunun yanında yaş da yandı, O davalar sulandırıldı, Tarihi bir fırsat kaçırıldı, Hepsi de masum değil, Bu ordu bugüne kadar hiç darbe yapmadı mı? 17.000 faili meçhul ve yargısız infazları bunlar yaptı, Veli Küçük, JİTEM, Dava dosyalarını okumadım ama ben bunların suçlu olduğuna inanıyorum vb..” diyerek, aba altından sopa gösterenler, net ve açık yazıyorum “Sorgusuz Sualsiz FETÖ’cüdür..”

 

 

AKP içinde ya da başka siyasi örgütlenmeler hatta özellikle NGO yani ucu Soros’a, yabancı vakıflara, istihbarat örgütlerine vb. bağlı Sivil Toplu Örgütü görünümlü yapılarda, FETÖ izini arıyorsanız, ben size bunun ipuçlarını işte yukarıda bedavadan verdim.. Hiç boşuna dolanmayın..

 

Bir de mevcut bazı saray danışmanları, medyanın eski avukatımsı vekilleri, PKK'nın yatağından çıkıp da AKP'den vekil edilenler, bu davalarla ilgili saçma sapan kitaplar yazdığı için vekil edilenler,  bu işlere kendini fazlasıyla kaptırmış ancak şimdi parsel parsel kıvıran birtakım yerel yöneticiler, bazı medya mensupları ve en önemlisi saygınlık gerektiren kritik makamları çizik karizma ile işgal edenler tasfiye edilmeden, bu mücadelede mesafe kat edilebileceğine asla ihtimal vermiyorum..
Dere geçerken at değiştirmek, bazen zaruri olur..
Çünkü durum; bir hayli karışık, bulanık, bulaşık ve vahimdir..
Ve yeteri kadar da at vardır..
Zaten mevcut atların, bu yükü taşıyamayacaklarını, ilişkileri, öncesi, şimdisi ve sonrası ile Made in CHINA olduklarını biliyoruz..
********* 

 

 

Darbeci Kumpasçılar bize “Camileri bombalayacaklar” dediler, kendileri Cumhurbaşkanlığının Külliye camisini bombaladılar..
Bizlere, “Devlet adamlarına suikast düzenleyecekler” dediler, onların suikastından söz konusu devlet adamlarını kurtaranlar, bu kumpaslarla mağdur edilenler oldular..
Bizlere “Kendi uçaklarımızı düşürecekler” dediler, Kurtuluş Savaşımızı veren Gazi Meclisimizi kendi uçaklarımızla bombaladılar..
Bizlere “Milleti Statlara AVM’lere toplayacaklar” dediler, kendileri Cenevre Savaş Hukukuna göre, düşman ülke halkına dahi yapılamayacak olan, “SİVİL HALKIN 

 

ÜZERİNE ATEŞ AÇMAK ve BOMBA ATMAK” savaş suçunu işlediler..
Ülkemizi simgelerinden biri, psikolojik, ekonomik ve askeri önemi ve değeri olan Boğaz yani şimdiki adıyla 15 TEMMUZ ŞEHİTLER KÖPRÜSÜNÜ havaya uçurmaya kalktılar..
Ben mesela suçlandığım davanın adını, yani BALYOZ kelimesini, “Hayatımda bir cümle içinde kaç defa kullandım?” diye düşünmüştüm o zamanlar.. Neredeyse hiç.. Ama bu örgütün kaçak liderinin yayımlanan konuşmalarında, dava manası dışında,  ne kadar çok kullandığına dikkat edin lütfen.. Bu kelimenin hangi akıldan ya da bilinçaltından çıkmış olduğunu da, sizlere böylece deşifre etmiş olayım..
 
Kumpas davalarında, bunların yedikleri haltları burada yazmaya gerek yok.. Bu konuda mağdurlar, onların avukatları ve aydınlar tarafından pek çok kitap yayımlandı.. Belki ben de, o günleri ve bugünleri anlamaya dönük bir kitabı, kendi bilgi ve tecrübem çerçevesinde, bu kış yazabilirim..
***********
 
Hükümet tarafından suç ortağı ilan edilen ABD ve onun istihbarat örgütünün, bu günlerdeki SUS PUS hallerine dikkatinizi çekerim..
Bunlar NATO’nun ikinci büyük ordusu tasfiye edilirken de aynı tavrı izlemişlerdi..
Tavır aynı.. Ancak birinci sessizlikte yüzlerde gülümseme vardı ve eller ovuşturuluyordu, ikincisinde ise suçüstü yakalanmış süt dökmüş kedi halleri var..
Bütün bunlara rağmen, işin ucunu bırakmış filan değiller..
Çeşitli tarihler vererek, toplumu tedirgin ve tehdit etmeye ve korku salmaya devam ediyorlar..
Bu kalkışmanın ardından, işbirlikçi ülke Genelkurmay Başkanının, müstemleke bir memleketi ziyaret eder hallerinin de, ağırıma gittiğini belirtmeliyim..
********** 

 
Konumuz, Cumhurbaşkanının özür dilemesi.. 

Malumlarınız..
“ÖZÜR DİLEMEK” Cumhurbaşkanı gibi yüksek egolu insanlar açısından hayli zor bir iştir..
Yukarıda söz ettiğim özür dilemedeki YARIM YAMALAKLIK, esasen bu kişilik özelliğinin bir sonucudur..
Biz bunu da hesaba katarak, sahici bir çözüm yolu bulmaya çalışalım..
Benim önerim şudur..
Biz buna ÖZÜR DİLEMEK değil de HELALLEŞMEK diyelim..
Cumhurbaşkanı, nasıl ki muhtarları ya da çeşitli meslek erbaplarını makamında topluyor..

Şahsım adına diyorum ki;
Benzeri bir organizasyon, kumpas mağdurları açısından yapılmalıdır..
Mutlaka karşılıklı da konuşulabilecek bir ortam hazırlanmalıdır..
Toplantı basına kapalı olabilir..
Zaman kısıtlaması olmamalıdır..
Toplanma Grupları; mağdurların TAMAMI şeklinde ya da DAVA BAZINDA olabilir..
Dava bazında olmasının sakıncası, değerli sınıf arkadaşım İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek ve birkaç kişinin daha, her davada sanık olmaları hasebiyle, her gün misafir edilmesi zorunluluğudur.. 
Bu davaların avukatları ve aileleri de, bir şekilde programa dâhil edilmelidirler..
Bu arada hükümetin 28 Şubat Milli Güvenlik Kurulu kararlarına yeniden bakmasını ve bugünkü tehdit değerlendirmesi ile nasıl örtüştüğünü dikkate almasını diliyorum..
Ayrıca BALYOZ sahtekârlığı ile kirletilen, başka bir görevim nedeniyle benim katılmadığım, 1. Ordu K.lığı 2003 Plan Seminerinde, E. Org. Çetin DOĞAN’ın tehdit değerlendirmesinin ve çözüm önerilerinin, aslında tam da bugünlerin krizlerine dikkat çektiğini, hayret ve şaşkınlık içinde görülebileceğini ilaveten ifade ediyorum.. 
***********

Ortalıkta, bizleri yeniden göreve çağıracaklarına dair, pek çok söylenti var..
Bunlar şimdilik tevatürden ibarettir..
Geri çağrılma, emekli olanlar açısından, yeni yasal düzenlemeler gerektirir..
Ancak yine de son söz..
Kişiler için değil..
Mustafa Kemal Atatürk’ün göstermiş olduğu yolda yürümek ve onun kurmuş olduğu Cumhuriyete hizmet etmek, benim için her zaman şereftir..
Ülkemiz, milletimiz, demokrasimiz ve bağımsızlığımız için..
Eşitlik, özgürlük ve adalet için..
Ne varsa, üzerimize düşen..
Susmaksa susmak, yazmaksa yazmak, koşmaksa koşmak, savaşmaksa savaşmak..
Beklentisiz, kayıtsız, koşulsuz, şartsız..
Kendi adıma hazırım..
Ne demiş büyük şair Namık Kemal..
“Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin      
Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten”         

 
 

HEYYY KOCA TOPÇU…

MHP'ye ve Deniz Baykal’a kurulan kumpas araştırılıyormuş..

Wikileaks belgeleri, net olmasa da Baykal konusunda Mustafa Sarıgül’ü, kenardan köşeden işaret ediyor gibi..
Acaba Sarıgül ile FETÖ arasında bir bağ olup olmadığına mı bakılıyor?
Wikileaks bilgilerine göre, bu bağ kurulursa, başka sıkıntılar çıkacak gibi..
Bana sorarsanız, bu mevzu kapatılacak..
 
 

HAFTANIN PANOSU

 

 

 

 

 

 

 

FELSEFE DUVARI

 
 
 

 
Etiketler: NİHAYET, ÖZÜR, GELDİ,
Yorumlar
Öne Çıkanlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
35
0
2
5
10
17
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Trabzonspor
29
0
4
5
8
17
5
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
5
6
6
17
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
13
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
14
Alanyaspor
18
0
9
3
5
17
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv