Yazı Detayı
26 Kasım 2016 - Cumartesi 08:36
 
İPİMLE KUŞAĞIM-I
Abdullah Zafer ARISOY
azaferarisoy@hotmail.com
 
 

Kuşaktan kastım, ebelerimizin ve didelerimizin, Yörük zeybek renklerinden yapılmış, neredeyse en son elli yıl önce bellerine bağladıkları, arasına; para, altın, tahta kaşık, çakı, tabaka, silah, çakmak, kafa koçanı, imza mührü vb. koydukları kuşak değil elbet..

Çizgi ya da dizi film kuşağı da değil, şüphesiz..

Karatecilerin, Kara Kuşağı da değil..

Kuşaktan kastım, eski tabirle “Nesil”  ya da Fransızcası ile “Génération yani Jenerasyon”dur..

Kelime Fransızca ama mevzunun asıl sahipleri Anglo Sakson yani İngiliz ve Amerikan..

Anlayacağınız şu ki; bu hafta, Fransız kaşığı ile İngiliz haltı edeceğiz..

İnsanoğlunun tüm tarihi, neredeyse savaşlardan ibarettir..

Bunun en can yakanı ve ağır bedellere sebep olanı ise kuşaklar arası çatışma ya da jenerasyonlar savaşıdır..

Kimse de bundan ders filan almaz..

İçten içe yakar, çürütür ve yok eder..

Ve bu savaşın karşı cephesini; bizzat kendimiz var, finanse, yardım ve yataklık eder, besler ve büyütürüz..

Bedenini, ruhunu, cephanesini, lojistiğini, can yakan kelimelerini ve bahaneleri sizden alır..

“Bu dünyaya dair her şeyi yaptım.. Çok çalıştım, çok yoruldum.. Şimdi artık dinlenme, hobilerimi yapma, gezme, dolaşma, yeme içme, çocuklarımın mürüvvetini görme, dostlarımla kaçırdığım hayatı olabildiğince yakalama ve tüm emeklerimin ödülünü toplama vakti” dersiniz..

Ama diyemezsiniz.. Dedirtmezler..

Tam o anda, bu illet yani kuşak çatışması, adeta bir kanser hücresi gibi hayatınızı ele geçirir ve ahir ömrünüzü heva, heba ve berbat eder..

O yüzden, Çınaraltı, emekleri boğazına düğümlenen, ne diyeceğini ne yapacağını şaşıran, dua ile beddua arasına sıkışan, bedeni köhnemiş ve gözleri buğulu adamlarla doludur..

O yüzden, evlatlarını bin bir emekle büyüten analar, eski mahallelerden birinde, yarı yıkık kerpiç evinin önünde, bir taşa çömelmiş vaziyette, ayda yılda bir gelecek bir haber ve bir telefon bahanesiyle, yarı yaşlı gözlerle ölümü bekler..

Ölseniz cenazenize bile gelmeyecek evlatlar yetiştirmişsinizdir..

Ölseniz tanıdıkları bir yakın akrabaya “Masrafı neyse yollayalım” diyerek söylenenden 300-500 fazlasını göndererek, güya kendi vicdanlarını, cüzdanları üzerinden son vazifelerini yaparak rahatlatırlar..

Bu savaşta kazanan kimdir kaybeden kimdir bilinmez..

Yaşamda rezil rüsva edilen analar babalar, sıra onlara geldiğinde, ya kutsallaştırırlar ya da hiç yoklarmış gibi geçiştirilirler..

Ama ya özünüzün vicdanı..

Ya pişmanlıklar..

Neyse.. İşin orasını şimdilik pek karıştırmayalım..

********** 

Bu kavga hem “Bizim zamanımızda, Biz eskiden, Şimdiki Gençler, ya da bu Yeni nesil yok mu?” kelimeleri ile başlar..

Hâlbuki konu öyle sizin bildiğiniz gibi yeni filan değildir..

Mesela;

Eğer bir yere gitmediysen, niye avarelik ediyorsun? Okula git, okul-baba’sının önünde dur, ödevini ezberle, okul çantanı aç, ağabey’in senin için yeni tablet yazarken kendi tabletini yaz. Ödevini bitirip gözetmenine gösterdikten sonra yollarda oyalanmadan doğruca bana gel. Şimdi ne olduğunu anladın mı?”Seni asla çalışmaya göndermedim. Seni asla işçi olarak çalışmaya göndermedim. Ömrümde sana ‘git çalış, beni geçindir’ demedim.
Senin gibiler çalışıp anne babalarının geçimini sağlıyorlar. Arkadaşlarınla konuşup, söylediklerine değer verseydin, onları örnek alırdın.  Ama sen haylazlıkta üstüne yok, onlarla karşılaştırınca adam bile değilsin. Elbette sen onlar gibi çalışmazsın – onlar çocuklarını çalıştıran babaların oğulları, ama ben – ben seni onlar gibi çalıştırmadım. Ben senin yüzünden gece gündüz azap çekiyorum. Sen gece gündüz sefa sürüyorsun. Bolluk içinde yüzüyorsun, enine boyuna büyüdün, semirdin, koskocasın, güçlü kuvvetli ve şişkosun.”


Bunlar nerede yazıyor, biliyor musunuz?

Bugünden en az beş bin yıl öncesine ait Sümer tabletlerinde..

O yüzden bu gibi işleri ilk kendiniz yaşıyormuşsunuz, ya da eskiden kendiniz çok acayip düzgün biriymişsiniz de, şimdikiler; vefasız, saygısız, nankör, hain alçak gibi düşünmeyin..

Çocuğunuzun yaşlarında, kendi büyüklerinizle kurduğunuz ilişkileri, yediğiniz haltları ve o arızaları absorbe edecek (emecek) bahaneleri bir kenara koyarak düşünün..

Düşünün işte..

Gidin Çınaraltında, bir bardan demli çay yudumlarken ya da yaz sıcağında buz gibi köpüklü bir ayran ile serinlerken düşünün..

Ve şu şarkıyı söyleyin, yalnızlığınıza inat..

“Rakı içenler öldü de, su içen ölmedi mi?”

*********** 

Şimdi geldik, Fransız kaşığı ile İngiliz haltı etmeye..

Son zamanlarda, kuşaklara dair özellikle küresel firmaların ürettiği, bir şablon var..

Bu şablona göre, insanların; hal, hareket, tavır ve davranışları, doğdukları yıllar temel alınarak, belli kalıplar içine alınarak tanımlanıyor..

Şöyle ki;

Sessiz Kuşak (The Silent Generation)Savaş kuşağı adı da verilen, 1925-1945 yılları arasında iki dünya savaşı arasında doğan kuşaktır. Bu dönemin en önemli olayları II. Dünya Savaşı ve ekonomik buhran.

Baby Boomers (BB)
1950’den sonra artan doğum oranları sonucunda ortaya çıkan nesildir. Yüksek refah düzeyine sahip bir ortamda büyüyen bu kuşak bireyselliği ön planda tutmaktadır. Baby-Boomer kuşağı tüm dünyayı politik olarak etkileyen 68 kuşağını yaratan çocuklardır.

X kuşağı (Generation X / Baby Busters)
Baby Boomers kuşağının çocuklarıdır. Özellikle 1965 – 1976 yılları arasında doğan kuşak olup, o dönemde yaşanan ekonomik krizlerden ve sosyal sancılardan etkilenen kayıp kuşak diye de ifade edilen bir nesildir. Çalışan, birkaç yerden para kazanan veya işten ayrılmış anne-babaların çocuklarıdır. İşsizlik kavramını ailelerinde gördükleri için işlerine sıkı sıkıya bağlıdırlar ve genellikle mecbur kalmadıkları sürece işlerini değiştirmezler. Bu kuşakta eğitim çok önemlidir. Teknolojiyle sonradan tanışmış bir kuşaktır.

Y kuşağı (Generation Y / Echo Boom)
1977-1994 arası doğumlu nesildir. En önemli özelliği özgürlük ve teknolojidir. Y kuşağının temel özellikleri bilgiye hemen ulaşmaları, teknolojiyi çok iyi kullanmaları ve yalnızlıktır. Bu kuşağın bir diğer özelliği de, kendilerine çok fazla güvenmeleridir.

Milenyum kuşağı (1994-2003 yılları arasında doğan kuşak) ve Z kuşağı (2003 yılından sonra doğan kuşak) Sınıflamanın içerisinde olan ama haklarında henüz çok az şey bilinen kuşaklardır.
***********

Durum böyleyken böyle..
Şimdi size ödev..
Sarı yapraklı defterlere yazabilirsiniz..
Herkes kendi ipini kuşağını, bu şablondan bulsun..
Sümer babanın, oğluna söylediği gibi tembellik etmeyin..
“Cereyan kesildi, ebem öldü, dam aktı, eve misafir geldi, köpek ısırdı, tabakhanede çalıştım, tarlaya gitti, davar güttüm gibi” bahaneleri kabul etmem..
Geç kâğıdı, özür kâğıdı ve rapor saylanmaz..
Onlar bizim kuşağın bahaneleri idi..
Bu bahanelerin patenti, bizim nesilde yani..
Haftaya inşallah, hem genel hem de kendi kuşağım açısından, özel bir eleştiri yapalım..

 

 
Etiketler: İPİMLE, KUŞAĞIM-I,
Yorumlar
Öne Çıkanlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
35
0
2
5
10
17
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Trabzonspor
29
0
4
5
8
17
5
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
5
6
6
17
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
13
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
14
Alanyaspor
18
0
9
3
5
17
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv